﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>. &#187; Hakkı Çakır</title>
	<atom:link href="http://trabzonsport.com/wp/author/kuzey/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://trabzonsport.com/wp</link>
	<description>.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Jul 2024 05:23:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.5</generator>
		<item>
		<title>Bu da bize ders olsun.</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/bu-da-bize-ders-olsun</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/bu-da-bize-ders-olsun#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Mar 2012 23:45:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkı Çakır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=476</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir hüsranın ardından, &#8221;bir kısım&#8221; taraftar günah keçisini ilan etti bile; Burak Yılmaz. Doğru mu? Bence değil&#8230; Bu tür haftalık hüsranları, Burak Yılmaz&#8217;a veya herhangi bir toboggan gonflable diğer futbolcuya veya yöneticisinden taraftarına yakalanılmış olan HAMİSİLASYON sendromuna bağlamak yanlıştır. Dolayısıyla yapılacak acil bir cerrahi operasyon, durumu daha da kötüye götürmekten başka bir işe yaramaz. <a href="http://trabzonsport.com/wp/bu-da-bize-ders-olsun"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/03/burakyilmazburunkanamasi.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-477" title="burakyilmazburunkanamasi" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/03/burakyilmazburunkanamasi.jpg" alt="" width="530" height="350" /></a></p>
<p><font size="3"><font face="Verdana">Yeni bir hüsranın ardından, &#8221;bir kısım&#8221; taraftar günah keçisini ilan etti bile; Burak Yılmaz.</p>
<p>Doğru mu? Bence değil&#8230;</p>
<p>Bu tür haftalık hüsranları, Burak Yılmaz&#8217;a veya herhangi bir <a href='https://www.365gonflable.com/a073-vente-toboggan-gonflable-pas-cher.html'>toboggan gonflable</a> diğer futbolcuya veya yöneticisinden taraftarına yakalanılmış olan HAMİSİLASYON sendromuna bağlamak yanlıştır. Dolayısıyla yapılacak acil bir cerrahi operasyon, durumu daha da kötüye götürmekten başka bir işe yaramaz.</p>
<p>Ortada bir sendrom var mıdır o bile tartışılır; ancak var olsa bile temel sorun bu değildir. Hele bu sendromu &#8221;bir sezonun heba olmasının tek sebebi&#8221; olarak nitelendirmek acımasızlıktır.</p>
<p>Türkiye futbol liglerinde yıllardır şike, tehdit ve teşfik girişimlerinin oldukça yaygın olduğu tüm futbol camiası tarafından bilinmekte iken geçtiğimiz yıl yapılan şike operasyonu aslında sadece &#8221;malumun ilanı&#8221; olmuştur. Malum olan ilan edildikten sonra mağdurlar için iki seçenek kalmıştır geriye. Birincisi; gücün yeterse karşı dur, ikincisi: bükemediğin bileği öp.</p>
<p>Mağdur tayfanın büyük bir kısmını oluşturan Anadolu kulüpleri bir kaç istisna dışında &#8221;bükemediğin bileği öp&#8221; pozisyonu aldılar ve bu duruşlarını istikrarlı bir şekilde hiç bozmadılar. &#8221;Karşı Dur&#8221;cenahında ise zaman zaman Trabzonspor&#8217;u gördük. Zaman zaman diyoruz çünkü Trabzonspor yönetimi sürecin başından bu yana tutarlı bir hat izleyememiştir. Bu konu başka bir yazının konusu&#8230;</p>
<p>Sportif başarının saha dışı güçle doğru orantılı olduğu gerçeğini kabul eden bir futbol takımı ne yaparsa onu yaptı Trabzonspor. Şike&#8217;nin başat gerçek olduğu apaçıkken futbolcudan ya da teknik ekipten yurt içi maçlarına motive olmalarını beklemek saflıktır. Sıradan bir sorunu çözerken bile alt seviyede de olsa konsantrasyon arayan bizler söz futbola gelince bunu unutuyoruz. Futbol gibi bir saliselik konsantrasyon kaybını bile affetmeyen bir sporda kafa olarak saha içinde değilsen kaybetmeye mahkumsundur. Kaldı ki taraftarın bile futboldan soğuduğu gibi apaçık bir gerçek var ortada. Futbolun en edilgen kesimi &#8221;taraftar&#8221; dahi kafa olarak futboldan uzaklaşıyorsa futbolcunun uzaklaşması anormal karşılanmamalı sanırım.</p>
<p>Şampiyonlar ligi&#8217;nde oynadığı maçların tamamında &#8221;iyi&#8221; bir Trabzonspor seyretmemizin sebebi de futbolcuların o maçlara motive olmaları ve Şampiyonlar Ligi&#8217;nin adaletine güveniyor olmalarıdır. Son hafta İtalya&#8217;da oynanan maçta CSKA 87. dakikadaki o golü atıp İnter&#8217;i yenmeseydi Trabzonspor&#8217;un Real Madrid maçlarını, belki de Real Madrid&#8217;i devirişimizi konuşuyor olacaktık şu an&#8230;</p>
<p>Futbolcusuyla, taraftarıyla, teknik heyetiyle futboldan soğumuş, adalete olan inancı dibe vurmuş bir camiada yapılması gereken Diojen gibi gündüzleri fenerle elimizde adaleti aramak olmalıdır. Ancak camia olarak bu noktadan da çok uzağız. Adalet aramak için bile ne takatimiz ne de hevesimiz var. Biz kolay olana kaçıp futbolcuları ya da Şenol Güneş&#8217;i eleştiriyoruz.</p>
<p>Hamisilasyon sendromuna geri dönersek;</p>
<p>Türkiye şartlarında bir futbolcunun profesyonellik hayatı en fazla 10 yıldır. Her futbolcu kendi kariyerinde şampiyonluk görmek, somut sportif başarılara imza atmak ister. Hami gibi yetenekleri tartışılmayacak bir futbolcu kariyerini tek bir şampiyonluk görmeden bitirdiyse bu sadece Hami&#8217;nin sorunu değildir.</p>
<p>Ya da güncellersek; Burak Yılmaz 30 golü atarken başarılıydı da 2 penaltı kaçırınca mı sezonu mahfetmiş oldu? Geçtiğimiz yıllara göre Burak&#8217;ın kaydettiği gelişimi görmezden gelmek en başta Şenol Güneş&#8217;in emeğine yapılmış bir saygısızlıktır.</p>
<p>Futbolda başarı da başarısızlık ta kabul edilebilir şeylerdir. Ortada bir hastalık varsa &#8221;kelle avcılığı&#8221; hastalığıdır. Hep kelle alarak sorunların çözüleceğine inandık taraftar olarak. Şimdi istenen kelle Burak Yılmaz&#8217;ın kellesidir. Hem de gol kralı olduğu sezonda.</p>
<p>Temel&#8217;e idam sehpasında sormuşlar: &#8221;son dileğin nedir?&#8221; Temel demiş:&#8221;Bu da bana ders olsun&#8221;</p>
<p>Evet bu da bize ders olsun artık.</font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/bu-da-bize-ders-olsun/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aziz Yıldırım&#8217;ın hakem listesi</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/aziz-yildirimin-hakem-listesi</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/aziz-yildirimin-hakem-listesi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Mar 2012 19:55:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkı Çakır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=500</guid>
		<description><![CDATA[Şike soruşturması kapsamında Aziz Yıldırım&#8217;ın harici harddiskinden bir hakem listesi çıktı aufblasbarer wasserpark kaufen biliyorsunuz. Aziz yıldırım gibi türk futbolu açısından çok önemli bir şahsiyetin elinde böyle bir parcours obstacle gonflable liste varsa kesinlikle önemli ve anlamlıdır diyip analiz ediyoruz. 2011-2012 sezonu atama analizi için tıklayınız. 2010-2011 sezonu atama analizi için tıklayınız: Analizden oldukça çarpıcı <a href="http://trabzonsport.com/wp/aziz-yildirimin-hakem-listesi"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/03/yıldırım-iç.jpg"><img src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/03/yıldırım-iç.jpg" alt="" title="yıldırım-iç" width="640" height="320" class="alignleft size-full wp-image-501" /></a>Şike soruşturması kapsamında Aziz Yıldırım&#8217;ın harici harddiskinden bir hakem listesi çıktı <a href='https://www.365aufblasbar.com/a079-aufblasbarer-wasserpark-kaufen.html'>aufblasbarer wasserpark kaufen</a> biliyorsunuz. Aziz yıldırım gibi türk futbolu açısından çok önemli bir şahsiyetin elinde böyle bir <a href='https://www.365gonflable.com/a075-vente-parcours-obstacle-gonflable-pas-cher.html'>parcours obstacle gonflable</a> liste varsa kesinlikle önemli ve anlamlıdır diyip analiz ediyoruz.</p>
<p><a href="http://img337.imageshack.us/img337/2489/hakemlerpage001.jpg">2011-2012 sezonu atama analizi için tıklayınız.</a></p>
<p><a href="http://img32.imageshack.us/img32/7654/hakemlerpage002.jpg">2010-2011 sezonu atama analizi için tıklayınız:</a></p>
<p>Analizden oldukça çarpıcı sonuçlar çıkıyor. Bunları paylaşmazsak içimize dert olur.</p>
<p>1- 2011-2012 sezonunda trabzonspor &#8211; beşiktaş maçına beşiktaşlı hakem atanmış. </p>
<p>2- 2011-2012 sezonunda trabzonspor &#8211; galatasaray maçına galatasaray&#8217;lı hakem atanmış. </p>
<p>3- 2011-2012 sezonunda fenerbahçe &#8211; trabzonspor maçına fenerbahçeli hakem atanmış. </p>
<p><strong>sonuç:</strong> Trabzonspor hangi İstanbul takımıyla oynarsa o takımın taraftarı olan bir hakem maçı yönetir. </p>
<p>4- 2011-2012 sezonunda beşiktaş &#8211; galatasaray maçına fenerbahçeli hakem atanmış. </p>
<p>5- 2011-2012 sezonunda galatasaray &#8211; fenerbahçe maçına beşiktaşlı hakem atanmış. </p>
<p>6- 2011-2012 sezonunda beşiktaş &#8211; fenerbahçe maçına beşiktaşlı hakem atanmış. </p>
<p><strong>Sonuç:</strong> son maç dışında mhk teammülleri uygulanmış görünüyor. iki istanbul takımı maç yapıyorsa diğer üçüncü takımın taraftarı maçı yönetir. (!) </p>
<p>İstatistik bilimi candır diyor başlıyoruz.</p>
<p>7- 2011-2012 sezonunda fenerbahçenin oynadığı 22 karşılaşmanın 13&#8242;ünü fenerbahçeli hakemler yönetmiş. </p>
<p>8- fenerbahçeli hakemlerin yönettiği 13 karşılaşmada fenerbahçe&#8217;nin 9 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet almış. %77 başarı </p>
<p>9- fenerbahçeli olmayan hakemlerin yönettiği 9 karşılaşmada ise sadece 3 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 yenilgi almış. %48 başarı </p>
<p>10- 2011-2012 sezonunda galatasaray&#8217;ın oynadığı 22 maçın 4&#8242;ünü galatasaray&#8217;lı hakemler yönetmiş. </p>
<p>11- bu 4 maçta galatasaray 3 galibiyet 1 beraberlik almış. %83 başarı </p>
<p>12- galatasaray&#8217;lı olmayan hakemlerin yönettiği 17 maçta 11 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet almış. %72 başarı </p>
<p>13- galatasaray&#8217;ın son mağlubiyeti olan 8. haftada kendi evinde oynadığı ve 4-2 yenildiği gaziantepsor maçının hakemi aziz yıldırım&#8217;ın listesinde Trabzonsporlu olarak fişlenmiş Abdullah Yılmaz. Yılmaz 26 ekim 2011&#8242;deki galatasaray &#8211; gaziantepspor maçından bugüne kadar geçen 3 aylık sürede (8. haftadan 22. haftaya kadar ) süper ligde sadece 2 maçta görevlendirilmiş. (i.b.b &#8211; mersin i.y ve eskişehirspor &#8211; kayserispor ) </p>
<p>Abdullah Yılmaz nazilerin fişlendiği gibi fişlenip kızağa çekilmiş görünüyor.</p>
<p>14- 2011-2012 sezonunda beşiktaş&#8217;ın oynadığı 22 maçın 6&#8242;sını beşiktaşlı hakemler yönetmiş. </p>
<p>15- bu 6 maçta beşiktaş, 4 galibiyet ve 2 beraberlik almış. %78 başarı </p>
<p>( bu iki beraberlikten birisi fenerbahçe maçı )<br />
( bu dört galibiyetten birisi birkaç gün önce oynanan 86. dakikada 2-1 gaziantep&#8217;in önde olup 90+7&#8242;de beşiktaş&#8217;ın 3-2 öne geçtiği 24 ocak 2012 beşiktaş gaziantepspor maçıdır. ) </p>
<p>16- beşiktaşlı olmayan hakemlerin yönettiği 16 maçta 9 galibiyet, 4 beraberlik, 3 yenilgi almış. %64 başarı </p>
<p>17- 2011-2012 sezonunda Trabzonspor&#8217;un oynadığı 22 maçın 11&#8242;ini fenerbahçe&#8217;li hakemler, 7&#8242;sini beşiktaş&#8217;lı hakemler, 3&#8242;ünü galatasaray&#8217;lı hakemler ve birini de aziz yıldırım&#8217;ın listesinde olmayan özgür yankaya yönetmiş. </p>
<p>18- fenerbahçeli hakemlerin yönettiği 11 maçta 7 galibiyet, 1 beraberlik ve 3 yenilgi ve %67 başarı. </p>
<p>19- beşiktaşlı hakemlerin yönettiği 7 maçta sadece 1 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet ve %33 başarı </p>
<p>20- galatasaray&#8217;lı hakemlerin yönettiği 3 maçta 1 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet ve %44 başarı </p>
<p>21- aziz yıldırım&#8217;ın schindler&#8217;s list giremeyen özgür yankaya&#8217;nın yönettiği tek karşılaşmada galibiyet var. %100 başarı. (!)</p>
<p>=========================================== </p>
<p>22- 2010-2011 şikesi tescilli sezonda fenerbahçe&#8217;nin 34 maçının 15&#8242;ini fenerbahçe&#8217;li hakemler, 10&#8242;unu galatasaray&#8217;lı hakemler, 7&#8242;sini beşiktaş&#8217;lı hakemler, 1&#8242;ini Trabzonspor&#8217;lu hakem ve 1&#8242;ini de özgür yankaya yönetmiş. </p>
<p>23- fenerbahçeli hakemlerin yönettiği 15 maçta 12 galibiyet ve 3 beraberlik alınmış. %87 başarı </p>
<p>24- galatasaraylı hakemlerin yönettiği 10 maçta 6 galibiyet, 1 beraberlik ve 3 yenilgi almış. %63 başarı </p>
<p>25- beşiktaşlı hakemlerin yönettiği 7 maçta 6 galibiyet ve 1 yenilgi almış. %86 başarı </p>
<p>burada bir ara not düşmek zorundayız;</p>
<p>26- beşiktaşlı hakemlerin yönettiği 7 maçın 5&#8242;ini fırat aydınus yönetmiş. bu 5 maçtan da galip gelmiş fenerbahçe. bu 5 maçın arasında 34. haftada oynanan sivasspor &#8211; fenerbahçe (3-4) ve 31. haftada oynana fenerbahçe &#8211; i.b.b (2-0) maçları da dahil. </p>
<p>27- beşiktaşlı olarak fişlenen tolga özkalfa 18. haftadan sonra hiç bir fenerbahçe maçına görevlendirilmemiş. yönettiği 2 maçtan birini gaziantepspor 2-1 kazanmıştı. </p>
<p>(18. hafta ikinci yarının başına tekabül ediyor. o tarihlerde aziz yıldırım&#8217;ın ve aykut kocaman&#8217;ın yaptığı açıklamaları hatırlayalım. düğmeye bu tarihte mi basıldı acaba diye sormadan edemiyorum.) </p>
<p>28- 2010-2011 sezonunda trabzonspor&#8217;un 34 maçının 16&#8242;sını fenerbahçeli hakemler, 11&#8242;ini galatasaralı hakemler, 7&#8242;sini de beşiktaşlı hakemler yönetmiş. </p>
<p>29- fenerbahçeli hakemlerin yönettiği 16 maçta 12 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet almış. %81 başarı </p>
<p>30- galatasaraylı hakemlerin yönettiği 11 maçta 7 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet almış. %73 başarı </p>
<p>31- beşiktaşlı hakemlerin yönettiği 7 maçta 6 galibiyet ve 1 beraberlik almış. %90 başarı </p>
<p>32- 2010-2011 sezonunun en kritik virajında son 5 haftada 4 fenerbahçeli, ve 1 galatasaraylı hakem trabzonspor maçlarına görevlendirilmiş. (!) bu 5 maçın birisi oldukça tartışılan 22 nisan 2011 eskişehirspor Trabzonspor maçı.<br />
gerçi &#8221;hangi maç tartışılmadı ki? &#8221; diyebilirsiniz. haklısınız.</p>
<p>===================================== </p>
<p>Madem aziz yıldırım fişliyor, vardır bir bildiği diyor hakemlerle ilgili ayrıntıya giriyoruz o zaman. </p>
<p>33- beşiktaşlı olarak fişlenen fırat aydınus&#8217;tan yukarıda bahsetmiştik. geçen sezon boyunca yönettiği 5 fenerbahçe maçını da fenerbahçe kazanmış. mütkiş. %100 performans</p>
<p>Bu sezon ise 2 fenerbahçe maçı yönetmiş. beşiktaş &#8211; fenerbahçe 2-2, ve galatasaray &#8211; fenerbahçe 3-1. (istanbul derbilerinin değişmez hakemi bu sezonun kurgusal şampiyonu galatasaray&#8217;a mı transfer oldu acaba? ) </p>
<p>34- galatasaraylı olarak fişlenen hüseyin göcek sezon boyunca trabzonspor&#8217;un 2 maçını yönetmiş, trabzonspor her iki maçı da kazanamamış. göcek bu sezon da 2 trabzonspor maçında görevlendirilmiş ve trabzon bu maçlardan birini kazanmış diğerinden berabere kalmış. </p>
<p>Trabzonspor son iki sezonda hüseyin göcek&#8217;in yönettiği 4 maçtan sadece 1&#8242;ini kazanabilmiş. ( tesadüf )</p>
<p>Aynı galatasaraylı (!) hüseyin göcek geçtiğimiz sezon fenerbahçe&#8217;nin sadece 1 maçında görevlendirilmiş. o da 29. haftada oynanan meşhur 16 nisan 2011 fenerbahçe gaziantepspor maçı</p>
<p>Sözkonusu maç hakkında ekşisözlükte 14 sayfa yazı yazılmış. İsteyen ilgili sayfaya bakarak tekrar hatırlayabilir ( unutan varsa ) biz sadece maç dökümüne baksak göcek&#8217;in ne yapmaya çalıştığını anlayabiliyoruz zaten.</p>
<p>dk. 12 emre belözoğlu sari kart<br />
dk. 13 dany sari kart<br />
dk. 21 niang sari kart<br />
dk. 36 popov sari kart<br />
dk. 40 hürriyet sari kart<br />
dk. 45 emre güngör sari kart<br />
dk. 45 murat ceylan sari kart<br />
dk. 45 lugano sari kart<br />
dk. 68 ismael sosa sari kart<br />
dk. 69 wagner sari kart<br />
dk. 76 şenol sari kart<br />
dk. 76 semih sari kart<br />
dk. 83 murat ceylan kirmizi kart<br />
dk. 90 zurita sari kart<br />
dk. 90+4 alex gol<br />
dk. 90+5 elyasa sari kart. </p>
<p>Maçı fenerbahçe 4 gaziantepspor ise 11 sarı 1 kırmızı kart görerek tamamlamış uzatmanın uzatması olayına hiç girmiyorum.</p>
<p>Hüseyin göcek&#8217;in listeye galatasaray&#8217;lı olarak yazılmasının gençliğinde galatasaray erkek basketbol takımında oynamasından kaynaklandığını biliyoruz. listede olmasının tek sebebi budur. inşaat mühendisi olan göcek&#8217;in de iş hayatı ve para trafiği incelense neler çıkar acaba? </p>
<p>Ayrıca galatasaray&#8217;lıların da en çok puan kaybettiği hakemlerin başında da hüseyin göcek geliyor. </p>
<p>35- Trabzonsporlu olarak fişlenen Abdullah Yılmaz&#8217;ı da yukarıda yazmıştık. bir üst klasman hakemi olan yılmaz son 15 haftada sadece 2 süper lig maçında görevlendirilmiş mhk tarafından. </p>
<p>Hasta falan mı acaba? öyleyse geçmiş olsun diyelim.</p>
<p>36- aziz yıldırım&#8217;ın fişlediği isimlerden birisi selçuk dereli. 2009 mart ayında istifa eden selçuk dereli&#8217;nin halen bu listede görülüyor olması bu listenin geçtiğimiz yıllarda da efektif olarak kullanıldığını gösteriyor. </p>
<p>galatasaraylı olarak fişlenen dereli yakın zamanda verdiği röportajda fenerbahçe taraftarı olduğunu ima etti.. </p>
<p><strong>sonuç olarak;<br />
</strong><br />
Hakem atamalarının neye göre &#8211; kime göre yapıldığı aslında başarı yüzdelerine baktığımızda ortaya çıkıyor. Rastlantısal olmayan anlamlı bir dağılım sözkonusu. listeye baktığınızda bu da mı gol değil diyeceğimiz olağanüstü tesadüfler mevcut. Özellikle mühendis olan hakemlerin iş hayatlarında kimlerle iş yaptığını biliyor olsak çok daha anlamlı sonuçlar çıkabilir.</p>
<p>% lik başarı oranları aziz yıldırımın bilgisayarından çıkan listeye sadık kalarak yapılmasına karşın anlamlı bir sonuç çıkıyor. ancak değişkenlerde hata olması muhtemel görünüyor. Örneğin jeoloji mühendisi fırat aydınus&#8217;u fenerbahçeli hakemler arasında sayarsak fenerbahçenin başarı oranı %91&#8242;e çıkıyor, beşiktaşlı hakemlerle başarı oranı ise %50&#8242;ye düşüyor&#8230; gibi.</p>
<p>Bugün türk futbolu adına önemli bir genel kurul yapıldı: (bkz: 26 ocak 2012 tff olağanüstü genel kurulu)<br />
Buradan çıkan sonuç, türk futbolunun bitme noktasına geldiğidir benim açımdan. Madem herkes temizlik, adalet, hakkaniyet istiyor, hakemlik mevzusu da gündem olmalı. Şike sürecinde neredeyse hiç konuşulmayan bir konu olarak kesinlikle tartışılmayı hakeden bir konudur bu.</p>
<p>Umarım hakettiği kadar tartışılır ve temizlenir.</p>
<p><strong>NOT:</strong> Bu yazı 27.01.2012 tarihinde yazılmış bir yazıdır. 2011-2012 sezonu sonunda da istatistiksel olarak güncellenecektir. Hakem atamaları istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar üretmeyene kadar -adalet gelene kadar- takipçisiyiz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/aziz-yildirimin-hakem-listesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Garip Ortaoyunu</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/bir-garip-ortaoyunu</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/bir-garip-ortaoyunu#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2012 17:59:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hakkı Çakır</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=180</guid>
		<description><![CDATA[Hakkı Çakır YOLCULUK NEREYE? Son bir kaç günde önce Galatasaray&#8217;ın daha sonra da Trabzonspor&#8217;un &#8221;şike yapanlar bir kereye mahsus görmezden gelinip affedilirlerse Kulüpler Birliği&#8217;nden ayrılırız&#8221; açıklamaları geldi. Bunun üzerine şikenin birincil muhataplarından gayriresmi bir açıklama geldi: &#8221;yıl boyunca bir hafta İstanbul&#8217;da bir hafta Trabzon&#8217;da maç yaparsınız o zaman&#8221; Bu tartışma aslında büyümeden kapanacak gibi dursa <a href="http://trabzonsport.com/wp/bir-garip-ortaoyunu"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a style="font-weight: bold;" href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/3_uc_maymun-1600x1200.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-222 alignleft" title="3_uc_maymun-1600x1200" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/3_uc_maymun-1600x1200-150x150.jpg" alt="" width="170" height="170" /></a><strong><span style="text-decoration: underline;">Hakkı Çakır</span></strong></strong></p>
<p><strong>YOLCULUK NEREYE?</strong></p>
<p>Son bir kaç günde önce Galatasaray&#8217;ın daha sonra da Trabzonspor&#8217;un &#8221;şike yapanlar bir kereye mahsus görmezden gelinip affedilirlerse Kulüpler Birliği&#8217;nden ayrılırız&#8221; açıklamaları geldi. Bunun üzerine şikenin birincil muhataplarından gayriresmi bir açıklama geldi: &#8221;yıl boyunca bir hafta İstanbul&#8217;da bir hafta Trabzon&#8217;da maç yaparsınız o zaman&#8221;</p>
<p>Bu tartışma aslında büyümeden kapanacak gibi dursa da yıllardır şike / teşvik / tehdit / şantaj çarkından bunalmış samimi tarafların derinlemesine incelemesi ve tartışması gereken bir konu.</p>
<p>Öncelikle belirtelim ki Kulüpler birliği bir Vakıftır ve o vakfa üye olmadan pekala ligde de devam edilebilir. Alternatif bir vakıf kolayca kurulabilir. Bunun önünde hiç bir yasal engel yok. Bağlayıcı olan Kulüpler Birliği değil Türkiye Futbol Federasyonu&#8217;dur. Yani her üç açıklamanın da aslında bir gerçekliği yoktur. Kamuoyunu meşgul etmekten başka bir sonuç alınamaz. Samimi değildir. En azından asıl söylenmesi gereken bu değildir. Asıl söylenmesi gerekeni futbolun gerçek sahipleri olan biz taraftarlar söyleyeceğiz.</p>
<p><strong>BAŞKA TÜRLÜ BİR FUTBOL MÜMKÜN MÜ ?</strong></p>
<p>İlk duyduğumuzda kulağa aykırı<span style="color: #dc2300;"> </span>gelen bu sorunun cevabı elbette &#8221;evet&#8221; olmalı. Başka türlü bir futbol, futbolun gerçek sahipleri olan taraftarlarla mümkün olabilir ancak. Futbol sadece futbol değildir diyenlerin asıl tartışması ve sonuca ulaştırması gereken konu budur.</p>
<p>Her soruna olduğu gibi bu konuya da bilimsel açıdan bakmak gerek. Öncelikle sorunu tam olarak doğru tespit edemezsek çözümün de doğruluğu tartışılır olacaktır.  Bu konuda tarih bilimi  bize yol gösteriyor. Türkiye&#8217;de futbol tarihini inceleyen herkes &#8216;art niyetli değilse&#8217; sorunu rahatlıkla görebilir. Şike iddiaları ve şebekeleşme son bir iki yıl için gündem olduysa da  son 60 yıla yayılmıştır demek pek yanlış olmaz.</p>
<p><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/azizadnan.jpg"><img class="size-medium wp-image-181 alignleft" title="azizadnan" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/azizadnan-300x185.jpg" alt="" width="300" height="185" /></a>Aslında her şey Aziz Yıldırım ile Adnan Polat&#8217;ın yaptığı 21 Şubat 2011 tarihli o meşhur telefon görüşmesinde saklı. Ne diyordu Aziz Yıldırım: &#8221;<span style="color: #000000;"><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;"><em>Ya Fener ya Galatasaray ya Beşiktaş&#8230; Hadi si.tir et de bunlardan, bizden birinin şampiyon olması lazım olamazsak bunlarla&#8230; Bu Anadolu&#8217;yla başedemeyiz haberiniz olsun &#8230; Federasyon tamam da &#8230; Trabzon, bunların hepsinin gö*ü kalktı</em></span></span></span><span style="font-family: Arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;"><em> &#8221;</em></span></span></p>
<p><a href="http://www.turkspor.net/default.asp?o=1&amp;id=66646">http://www.turkspor.net/default.asp?o=1&amp;id=66646</a></p>
<p>Bu görüşmeden de anlıyoruz ki önce Bursaspor&#8217;un şampiyon olması, ertesi sezon da devre arasına Trabzonspor&#8217;un dokuz puan farkla önde girmesi bu hegamonyayı derinden sarsmış tam anlamıyla &#8221;kırmızı alarm&#8221; konumuna geçirmiştir. Ayrıca sözkonusu telefon görüşmesi de Trabzonspor&#8217;un açık farkla önde kapattığı devre arasına tekabül etmektedir; önemlidir.</p>
<p>Aziz Yıldırım&#8217;ın bu sözlerinde aslında çözümün şifresi de gizli, tabii okuyabilene, okumaya cesaret edebilene.</p>
<p><strong>BİRAZ TARİH</strong></p>
<p>Geçmişe dönersek; kupa formatında oynanan, kısıtlı katılımın olduğu ve adı Federasyon Kupası olan 1957 ve 1958 yıllarındaki Beşiktaş&#8217;ın şampiyonlukları TFF Tahkim Kurulu&#8217;nun 09.05.2002 tarih ve 2002/52e sayılı kararı ile resmileştirilmiştir. Türkiye ligi 1959&#8242;da başlar ama şampiyonluklar 1957&#8242;de başlar.(!) buyrun cenaze namazına. Ne denir? dakika bir gol bir.</p>
<p>Dakika 2 daha güzel. 1959 yılı Süper Ligin resmi kuruluş yılıdır. Ancak burada da İstanbul mahalli liginden 8, Ankara mahalli liginden 4 ve İzmir mahalli liginden 4 olmak üzere 16 takımın mücadele ettiğini görüyoruz. Sekiz takımlı iki grup ve grup liderlerinin final maçı. Grup liderlerini tahmin etmek zor değil, beyaz grubun lideri Fenerbahçe, kırmızı grubun lideri ise Galatasaray. Gerçekten çok kapsayıcı, bütünleştirici, adil bir lig olduğundan şüphemiz yok(!) Zaten ligin adı da &#8221;Milli Lig&#8221; (Milli takım lafı da buradan mı geliyor merak ettim şimdi, malum milli takıma girmek için İstanbul takımlarında oynamak şart..)</p>
<p><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/Vefalogo.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-182" title="Vefalogo" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/Vefalogo-254x300.gif" alt="" width="152" height="180" /></a>Ara Not: İlk resmi lig denilen bu yılda bile Vefa takımının hakkının açıkça gasp edildiği ortada. Kırmızı grupta Galatasaray ile aynı puanı (20) almış aynı averaja sahip (11) ve hatta daha fazla gol atmış, ancak averaj hesabını attığı golü yediği gole bölmek gibi bir cinlikle finale çıkamamış Vefa. Galatasaray: (18/7= 2,5) Vefa:(21/10=2.1) Sahi bi Vefa vardı n&#8217;oldu ona?</p>
<p>Aynı sezon aynı grupta ADALET takımının sonuncu olması bir işaret mi dersiniz?</p>
<p><strong>İLK İSYAN: ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>1959&#8242;dan 1969&#8242;a kadar geçen 10 sene içerisinde %80 İstanbul, %10 İzmir, %10 Ankara mahalli ligi devam etmiş. Arada  1960-1961 sezonunda Adana Demirspor&#8217;un lige çıkması ve aynı sene sonuncu olarak küme düşmesini saymazsak esas oğlanlar ve figüranlar arasında sorun yok görünüyor. 1968 Yılında Bursaspor, Mersin İdmanyurdu, Eskişehirspor gibi takımlar bu lige çıkınca taşların yerinden oynadığını görüyoruz. Eskişehirspor 1969 yılında şampiyonluğu hakeden takım ama her ne hikmetse 3 puanla kaybediyor şampiyonluğu. Bu sezonun unutulmaz maçı 16 Eylül 1969&#8242;da Ali Sami Yen&#8217;de yapılan ve Avusturya&#8217;lı hakem Herbert Scran&#8217;ın yönettiği maç. Soyunma odasına Eskişehirspor 2-0 önde gidiyor. Maç 2-2 bitiyor. Maçtan sonra Metin Oktay soyunma odasına gidip özür diliyor &#8221;kusura bakma ama mecburduk&#8221; diyor Eskişehirsporlu Abdurrahman&#8217;a. Eskişehir deplasmanda 20.000 e yakın taraftarla isyan ateşini yakıyor o gün. Yine aynı sezonda Eskişehirspor&#8217;lu  futbolcuları taşıyan otobüsün eşkıya misali yolunun kesilip tehdit edilmeleri var ki akıllara zarar.</p>
<p><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/eses.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-183" title="eses" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/eses-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>1965&#8242;te kurulan ve hemen bir kaç sene sonra şampiyonluğu çalınan Eskişehir&#8217;de 2010&#8242;lu yıllarda İstanbul takımlarının halen şampiyonluk kutlayamamaları işte tam bu nedenledir. 1972 yılına kadar iki kez daha çalınır Eskişehir&#8217;in şampiyonluğu. Oyuncuları çeşitli ikna yöntemleriyle (!) İstanbul takımlarına transfer olur, araçlarının yolları kesilir, hakemler vesair vesair. Anlayacağınız bugünkü yöntemlerin benzerleri.</p>
<p>Kanımca bu 4-5 yıllık süreçte Eskişehirspor&#8217;un çalınan şampiyonlukları Türkiye futbolunda kırılma noktasıdır.</p>
<p><strong>VE İHTİLAL</strong></p>
<p>Bir Eskişehirspor&#8217;lu arkadaşın benzetmesi: &#8221;Eskişehir kafa tutmuş, Trabzonspor kafa atmış&#8221; . Kısa tarihin en iyi özeti. Trabzonspor&#8217;un kuruluşu tam da Karadeniz usulü. &#8221;Onların kendi ligi varsa bizim de kendi ligimiz var&#8221;. İdman Ocağı, İdman Gücü çekişmesi o kadar üst seviyede ki yerel lig bırakılmak istenmiyor. 1967&#8242;ye kadar inat ediliyor, devlet erkanı baskısıyla Trabzonspor kuruluyor o yıl.</p>
<p>Bilinen bir gerçektir, Türkiye Ligi kurulduğunda, yani Ankara, İstanbul İzmir mahalli lig karmaları maç yaparken ki 15 yıllık süreçte Trabzon, Eskişehir, Bursa, Adana gibi şehirlerin mahalli ligleri de üst seviyede futbol oynamaktadırlar. Bundan dolayı bu şehirlerin Ulusal(!) arenaya çıkışları geç olmuştur. Trabzonspor kuruluşunun hemen peşine üstüste şampiyon olarak 1. lige çıkıyor ve bir sene (1974-1975) alışma döneminden sonra hemen şampiyon oluyor (1975-1976)</p>
<p><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/trabzonkupa.jpg"><img class="size-medium wp-image-184 alignleft" title="trabzonkupa" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/trabzonkupa-300x187.jpg" alt="" width="300" height="187" /></a></p>
<p>Bu şampiyonluğun peşine 1984 yılına kadar devam eden bir şampiyonluklar ve ikincilikler silsilesi izliyoruz. Trabzonspor&#8217;un şampiyon olabilmesi ve Eskişehirspor&#8217;un kafa tutabilmesini sadece futbolla açıklamak yetersiz kalacaktır. 1970-1985 arası ülkenin içinde bulunduğu sosyopolitik durum bu noktada önemlidir ve belki de asıl gerçek burada yatmaktadır.</p>
<p>Trabzonspor hem kendi yoldaşı olan Anadolu kulüpleri için işaret fişeğini atmış, hem de rakibi olan üç ayaklı istanbul hegamonyası için kırmızı alarmı en üst seviyeye taşımıştır. Artık öyle önlemler alınmalıdır ki bu facialar(!) tekrar yaşanmasın. İşte o yıllarda aslında tek vücut olan ama görünüşte üç parça olan istanbul kulüpleri köklü önlemlerle işi sağlama almışlar(!). Sistemlerini dört temel parça üzerine oturtmuşlar ( Politik çevre, Askeri çevre, İş Dünyası ve Medya ) Bu işin bir de Polis / Mit ayağı var ki bu tartışılır. Özellikle son yaşadığımız olaylarla birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bu bambaşka bir konu olmakla birlikte gayet politik ve tartışmaya açıktır.</p>
<p>Asıl konumuza dönersek;</p>
<p>1980 Sonrası memlekette herşeyin en baştan dizayn edildiğini görüyoruz. Anlaşılan o ki yeni dizaynda ne Trabzonspor&#8217;a ne de başka bir Anadolu kulübüne bu mahallede yer bırakılmamıştır artık. İspatı 25 sene üstüste aynı takımın şampiyon olması. (sözkonusu takım: fenerbahçegalatasaraybeşiktaş spor )</p>
<p><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/bursaspor-sampiyon-649711.jpeg"><img class="alignleft size-medium wp-image-185" title="bursaspor-sampiyon--649711" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/01/bursaspor-sampiyon-649711-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p><strong>İHTİLAL TEKRAR MI?</strong></p>
<p>2010 yılına kadar Trabzonspor, Kocaelispor, Samsunspor, Sivasspor, Kayserispor gibi takımların zorlamalarına rağmen hegamonik yapıyı yıkamadıklarını görüyoruz. Bu 25 yılın istisnasız her yılı şaibelerle dolu ki yazmaya kalksak kalınca bir kitap olur sanırım. 2010 mayıs ayında Bursaspor&#8217;un şampiyonluğu futbolumuzdaki en büyük kırılmalardan birini oluşturdu. Hemen peşine Trabzonspor&#8217;un 9 puan farkla devre arasına girmesi ise Aziz Yıldırım – Adnan Polat arasındaki yazının başında alıntılanan itirafların dökülmesine neden oldu. Düğmeye basılma anı o konuşmanın yapıldığı 2011 yılı başlarıdır. O tarihten sonra kirli şebeke çarkları en üst seviyede çalışmaya başladı ve işte sonuç ortada. Geçtiğimiz sezona müdahale edilmemiş olsaydı ve Trabzonspor şampiyon olsaydı bu sezon muhtemelen Karabükspor, Kayserispor ve Gaziantepspor&#8217;un şampiyonluk mücadelesini izliyor olacaktık.</p>
<p><strong>SONUÇ</strong></p>
<p>55 Yıldır gösterimde olan oyun özet olarak budur. Kurgudur. Temelleri köklü şekilde atılmış, sağlam dayanakları olan bir kurgudan başka bir şey değildir. Bu kurgu içerisinde sonuç almak imkansızdır. Ara ara kurgunun dağılıyor gibi görünmesi balans ayarından başka bir şey değildir, yanıltıcıdır. Örneğin Galatasaray&#8217;ın bu son çıkışı (kulüpler birliğinden ayrılırız!) pastadaki paydan bir dilim daha istemekten başka bir şey değildir. Çarklar dönmeye devam eder, filler tepişir, çimenler ezilir.</p>
<p><strong>ÇÖZÜM ve DİĞER SORUNLAR</strong></p>
<p>1957 yılından itibaren aslında birbirinden ayrılmayan üç kardeşin ortaoyununun birer figüranı olmaktan öteye gidemeyeceğini anlayan futbol takımları / taraftarları gerçek bir futbol ligi kurmak için hiç vakit kaybetmeden ve ne pahasına olursa olsun hazırlıklarına başlamalılar.</p>
<p>&#8221;Söylemesi kolay&#8221; denilebilir. Evet zor ve aşılması gereken kimi noktalar var. Belki o noktaları da analiz edersek kolaylaşır işimiz&#8230;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">1- Hukuki sorun:</span></p>
<p>05.05.2009 tarih ve 5894 sayılı Kanun: Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun. <a href="http://www.ekanun.net/5894-sayili-kanun/index.html">http://www.ekanun.net/5894-sayili-kanun/index.html</a></p>
<p>Bu kanunda der ki: Madde 4 Fıkra 3: <span style="color: #000000;"><span style="font-family: tahoma, arial, sans-serif;"><span style="font-size: x-small;"><em>Türkiye’deki her türlü futbol teşkilatı TFF’ye bağlıdır ve bunların hak ve görevleri TFF Statüsü ve diğer talimatlarda tanımlanır.</em></span></span></span><em> </em></p>
<p>Bu ibareye göre Federasyona bağlı olmaksızın futbol oynamak, oynatmak, kulüpleşmek yasaktır. En zor gibi görünen bu sorun aslında en kolayı.  Birincisi ülke futbolunun büyük çoğunluğu tarafından talep edilen bir şey görmezden gelinemez. Yaklaşık 200 mevcut Profesyonel futbol kulübünün 150 tanesi aynı şeyi talep ederse kanun da değişir Federasyonun yapısı da.</p>
<p>Peki ya yetmezse?</p>
<p>Mevcut futbolun kuralları ufak çaplı değiştirilerek başka bir spor dalı gibi görünerek sıfırdan federasyonlaşılabilir. Uluslararası alanda kabul görmez ilk etapta belki ancak meşruluğunu ispat edene kadar böyle bir yola başvurulabilir. Bu durumda ne kanun ne federasyon bağlayıcı olmaz.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">2-Ekonomik Sorun: </span></p>
<p>Yayın geliri adı altında çok büyük paraların döndüğü aşikar. Hatta bir çok futbol takımının bu parayla ayakta durduğu da biliniyor. Ve hatta bir çok Anadolu kulübünün göz göre göre Fenerbahçe&#8217;nin arkasında durmasının da asıl sebebi bu para. Bunun çözümü de kulüplerin kendi ekonomilerini yaratabilme becerisini göstermelerinde. Sadece oyuncu satarak değil başka şekillerde de kulüplerin kendilerini idare edilebilmeleri şart.</p>
<p>Bu sorun altyapıdan çok daha fazla oyuncu çıkartarak, fahiş fiyatlara transfer yapılmayarak, menajerlerin kuklası olmaktan çıkarak, kısacası profesyonel bir idari yapının oluşturulmasıyla kolayca aşılabilir. Örneğin yeni kurulacak ligde altyapıdan en az 6 oyuncu oynatma şartı getirilmesi hem kulüpleri ekonomik olarak rahatlatacak hem de altyapıya önemi arttıracaktır. Aynı şekilde en fazla 2 yabancı oyuncu sınırlaması da gereksiz harcamaların önüne geçmek için bir araç olabilir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">3-Psikolojik Eşik:</span></p>
<p>-&#8221;Fenerbahçe&#8217;siz bir lig düşünemiyorum&#8221; Bir çok Galatasaraylının ağzından duydum bu cümleyi. Bu cümlenin altında &#8221;sıra bize de gelirse?&#8221; sorusu yatıyor aslında. Bu üç takım toplum üzerinde yılların birikimiyle psikolojik bir baskı oluşturmayı başarmışlardır. Bu baskıyı yıkmak elbette zaman alacak bir iş ancak imkansız değil. Bir ters rüzgara bakar ki o rüzgar son iki senedir esiyor zaten.</p>
<p>Örneğin ben Kocaelispor&#8217;suz bir ligi hiç hayal edemiyorum. Tat alamıyorum. Aynı şekilde Adana Demirspor olmadan bu lig bana hep eksik geliyor. Karşıyaka&#8217;nın Yeşil- Kırmızı forması beni hep cezbetmiştir, o formayı sahada görmeyi ne çok özledim anlatamam. Göztepe&#8217;yi hem sahada hem tribünde özledik mesela. En son 3. ligde maçlarına gittim Göz Göz hala aynı. Şu an 1. ligde olsalar yabancılık çekmeyiz. Sakaryaspor, Çanakkale Dardanelspor &#8230;. İşte asıl psikolojik eşik burası. Kocaelisporsuz bir lig olabiliyorsa Beşiktaşsız bir lig de ha keza olabilir. Göztepe mi Galatasaray mı derseniz bin kere Göztepe derim&#8230;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">4-Çifte Vatandaşlık</span></p>
<p>İşte bütün mesele bu. Yer: Samsunspor tribünü, hangi takımlısın, Samsun – Fenerbahçe, ya sen? Samsun-Galatasaray. Bu Erzincanda, Konya&#8217;da Amasyada Denizli&#8217;de hep aynı. Hatta yıllardır 1. ligde olan Gaziantep, Antalya, Manisa&#8217;da da aynı.</p>
<p>Önce bir İstanbul takımı taraftarı ol, sonra memleketinin ya da yaşadığın şehrin takımını destekle!!! Bu ikilemden çıkabilen büyük oluyor, çıkamayan küçük kalıyor. Formül bu kadar basit.. Bunu aşabilen örnek maalesef çok kısıtlı. Trabzon bunun en önemli örneği. Eskişehir ve Bursa&#8217;da son yıllarda pozitif anlamda gelişmeler olsa da yeterli değil. Ancak bir dördüncü şehri eklemek neredeyse imkansız.</p>
<p>Yukarıda saydığım ilk üç sorunun toplamından daha fazla bir sorundur bu. Artık hangi projeler geliştirilir, hangi çalışmalar yapılır bilemem ama yeni bir futbol istiyorsak aşmamız gereken en büyük sorun budur. Bu sorun aşılırsa diğerleri otomatikman çözülür. Bu sorunu çözmek için ilgili kişilerin akademik bir destek almaları bile gerekebilir.</p>
<p>26 Ocak 2011&#8242;de TFF Olağanüstü Kongresinden hangi sonuç çıkarsa çıksın, (Fenerbahçe küme düşürülse bile) bu konu tartışılmalı hatta somut adımlar atılmalıdır. Yoksa gerçek efsanelerin bir 50 sene daha bu oyunda figüran olmaları kaçınılmazdır.</p>
<p><strong><em>Hakkı ÇAKIR</em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/bir-garip-ortaoyunu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/


Served from: trabzonsport.com @ 2026-08-01 21:20:51 -->