﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>. &#187; Ahmet Zehiroğlu</title>
	<atom:link href="http://trabzonsport.com/wp/author/ahmet-zehiroglu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://trabzonsport.com/wp</link>
	<description>.</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Jul 2024 05:23:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.5</generator>
		<item>
		<title>İkiden İkiye!</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/ikiden-ikiye</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/ikiden-ikiye#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Jul 2012 22:34:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Zehiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=832</guid>
		<description><![CDATA[[twitter: @aniketus] Sessiz ve amansız savaş devam ediyor, Türkiye&#8217;nin dik kafalı Basklıları ile başkent İstanbul&#8217;un eski ve yeni kraliyet hanedanları arasında. Eski ve yeni rejim arasındaki geçici didişmenin ve iktidar mücadelesinin yarattığı tesadüfi bir fırsatla 30 yıllık bir hesabı kapatma imkanı yakalayan Trabzonspor inflatable water park camiası için, en azından Türkiye&#8217;de rüzgar tersine dönmüş durumda. <a href="http://trabzonsport.com/wp/ikiden-ikiye"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/07/nevzat2.jpg"><img src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/07/nevzat2.jpg" alt="" title="nevzat" width="537" height="390" class="aligncenter size-full wp-image-835" /></a></p>
<p>[twitter: @aniketus]</p>
<p>Sessiz ve amansız savaş devam ediyor, Türkiye&#8217;nin dik kafalı Basklıları ile başkent İstanbul&#8217;un eski ve yeni kraliyet hanedanları arasında.</p>
<p>Eski ve yeni rejim arasındaki geçici didişmenin ve iktidar mücadelesinin yarattığı tesadüfi bir fırsatla 30 yıllık bir hesabı kapatma imkanı yakalayan Trabzonspor <a href='https://www.365inflatable.ca/a059-inflatable-water-park-for-sale.html'>inflatable water park</a> camiası için, en azından Türkiye&#8217;de rüzgar tersine dönmüş durumda. Trabzonspor şövalyeleri son birkaç hafta itibarı ile hem eski rejimin kompradorlarına, hem de müstakbel yeni rejimin ağalarına karşı iki ayrı cephede birden savaşmak durumunda.</p>
<p>Yeni rejim unsurlarının da ani bir manevrayla Trabzonspor&#8217;u direkt hedef tahtasına koyması, son haftalarda oluşan zincirleme reaksiyonların bir sonucu.</p>
<p>Mahkeme kararı ile birlikte bütün kozları elinde toplayan Trabzonspor yönetimi, mülayim ve pasif konumunu terk etmesi yönünde kendi tabanından yükselen baskılara daha fazla direnemedi ve doğrudan başkanın ağzından bu işin peşini bırakmayacağını deklare etmek zorunda kaldı. Yeni egemenler açısından buraya kadar olan kısmı kabul edilebilirdi belki, ancak bu çıkışın satır aralarındaki iki ayrı detay, karşı cenahda &#8220;kasus belli&#8221; ayarında bir tepkimeye yol açtı. Bunlardan ilki, davanın AIHM de dahil olmak üzere uluslararası platformlara tanışacağı yönünde açık ve net bir ultimatom verilmesiydi. 2020 olimpiyatlarına talip olmaya niyetli yeni rejim, bu tür bir sınır ötesi hamlenin yaratacağı kalıcı hasarları gördü ve rahatsız edici bu meydan okumadan hiç hoşlanmadı. İkincisi ise; Emre Belözoğlu davasının da peşinin bırakılmayacağı ve uluslararası arenaya taşınacağının açıklanmasıydı ki bu da son derece rahatsız edici bir meydan okumaydı ve üstelik yeni rejimin Pensilvanya kanadının da hoşuna gitmeyecek bir dik kafalılıktı. Bu iki tehdit yeni rejimin tüm paydaşları ile Trabzonspor yönetimini hedef tahtasına koyması için yeterli oldu. Yeni rejime bağlı medya gücünün beklenen refleksle harekete geçmesi ve bunun için  gerekli yerlerden gerekli işaretleri alması 1 hafta bile sürmedi. İlerleyen haftalarda, medya kalemşörleri aracılığı ile Trabzonspor camiasından açık &#8220;kelle talebi&#8221; artan oranda pervasızlaşarak sürebilir. Yeni açılan bu DOĞU cephesinde Trabzonspor taraftarının görevi, Sadri Şener yönetimini -süreç boyunca sergiledikleri tüm zaafiyetlerin hesabını erteleyerek- şimdilik koşulsuz şartsız desteklemek, ite çakala yem etmemek olmalıdır.</p>
<p>30 senedir, sıcak, soğuk aralıksız savaş halinde olduğumuz BATI cephesi ise bizim asıl savaş meydanımız. Trabzonspor camiası olarak bu cephede de eski rejiminin kalıntılarıyla, yani devleti 90 senedir fiilen yönetmekte olan erguvani, komprador, beyaz türk elitlerle ve onların medya güçleriyle savaşıyoruz. Trabzonspor taraftarları bilmelidir ki asıl zorlu cephe bu cephedir. Cumhuriyet&#8217;in Osmanlı&#8217;dan, Osmanlı&#8217;nın da Bizans&#8217;dan miras aldığı hilekar bir derin devlet geleneğidir bu cephede Trabzonspor camiasının -pek de farkında olmadan- kafa tuttuğu. Karşımızdaki öylesine şeytani ve sinsi bir gelenektir ki, bunları en iyi özetleyen Seyit Rıza&#8217;nın o meşhur  &#8220;Ben sizin yalanlarınızla baş edemedim, bu bana dert olsun. Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun&#8221; sözü; hayal kırıklığı içeren muhtemel bir sonuçta, Trabzonspor taraftarı için de çerçeveletilip duvara asılabilecek kadar geçerli bir deyiş olacaktır.</p>
<p>Her iki cephede birden zafer kazanmak; tüm geç kalmış hamlelere rağmen hala mümkündür ve inisiyatif tamamen Trabzonspor camiasının ellerindedir. Trabzonspor&#8217;un davanın kendisinden bağımsız en güçlü kozları, kulüplerine &#8220;milli takım&#8221; sadakati ile bağlı ikinci nesil yetişmiş taraftar kitlesi ve bu kitlenin kullanımına açık modern iletişim imkanlarıdır. Devam etmekte olan bu mücadelede, Trabzonspor&#8217;un cesur şövalyeleri; aynı anda her biri yedi başlı bir çift ejderhayla savaştıklarının bilincinde olmalıdırlar.  90 senedir her başkaldırışa karşı; psikolojik harekatın en adi yollarını kullanmakta mahir olan bu gelenek, en kutsal simgelerinden birini yerle yeksan eden itaatsiz, isyankar Trabzonspor&#8217;a karşı da benzer yöntemleri kullanmaktadır. Bu bilinçle, özellikle eski egemenlere bağlı medyanın her haberi, her maniplasyon girişimi tersinden okunmalı, tersinden yorumlanmalıdır.</p>
<p>Basit bir örnekle; eğer Trabzonspor taraftarlarının bir kampanyasının ya da eyleminin UEFA nezdinde çok etkili olduğunu yazıyorlarsa, hemen o eylem şekli terk edilmeli ve yeni bir yöntem bulunmalıdır. Eğer etkili olmadığını ya da işe yaramadığını yazıyorlarsa, bilinmelidir ki etkili olmuştur, devam edilmeli ve o yöntemde ısrar edilmelidir. Yine aynı formülle; &#8220;FIFA olaya el koydu&#8221; ya da &#8220;UEFA işin takipçisi&#8221; gibi birinci elden kaynağı belirsiz rivayet haberlere temkinli yaklaşılmalı, bu tür haberlerin şike karşıtı gönüllülere zaman kaybettirmek, onları gevşetmek, etkisizleştirmek amaçlı olabileceği göz ardı edilmemelidir. Özellikle bu tür &#8220;gevşetme&#8221; ve &#8220;soğutma&#8221; haberlerinin ardından kontra enformasyon taarruzu azatılmamalı, aksine daha da yoğunlaştırılarak artırılmalıdır. </p>
<p>Birkaç adrese odaklamış &#8220;copy letter&#8221; taarruzları yerine; mümkün olduğu kadar çok farklı ülkelerdeki farklı adresleri farklı belge ve dökümanlarla beslemek çok daha etkili olacaktır. Yine basit bir örnekle; copy ile çoğaltılan bir standart bir bilgilendirme mektubunu 5001. kişi olarak aynı UEFA e-mail adresine göndermek yerine, aynı mektubu -örneğin- Norveç&#8217;de tanıdığınız bir arkadaşınıza göndermeniz ve ondan bu mektubu kendi adres listesiyle paylaşmasını rica etmeniz çok daha fazla katkı sağlayacaktır. Aynı şekilde farklı ülkelerdeki gazetelere, gazetecilere, medya kuruluşlarına, hukuk bürolarına, bahis şirketlerine, futbol birliklerine, ilgili interpol masalarına, taraftar gruplarına, ülke federasyonlarına yaygınlaştırılacak olan enformasyon taarruzu; kısa bir sürede UEFA&#8217;ya yönelik uluslararası baskı ve sorgulama şeklinde meyvalarını verecektir. Böylece UEFA kadroları içinde, şike lobisine angaje olmuş muhtemel bireysel unsurların da eli kolu bağlanmış olacaktır.</p>
<p>Trabzonspor&#8217;un gönüllü enformasyon savaşçıları şunu peşinen bilmelidirler ki, mevcut kulüp yönetimimizin vizyonu ve çapı yukarıdaki fotoğrafın ötesinde değildir ve kesinlikle bu süreci yönetebilecek stratejik derinlikten, birikimden yoksundur. Daha önce de defalarca vurguladığımız gibi, bu mücadele ancak ikinci nesil yetişmiş insan gücümüzün günüllü ve örgütlü mücadelesi ile kazanılabilir. Bugüne dek bölük pörçük, kara düzen yürütülen mücadelenin sürece katkısı ve etkisi bile ciddi boyutlardadır. Bu da mücadelenin daha örgütlü ve sistematik olarak yükseltilerek devam ettirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.</p>
<p>Peki, kimdir tarif ettiğimiz ikinci nesil yetişmiş insan gücümüz?</p>
<p>Sensin eyy okur, sensin! Bu yazıya internet üzerinde ulaşabildiğine ve bu paragrafa kadar da okuyabildiğine göre, tarif edilen yetişmiş insan gücümüz sensin. Bu görev; seneler sonra, bugünlere dair torunlarına vermekle yükümlü olduğun hesabın görevidir.</p>
<p>Bir ofisin varsa, 3-4 copy e-mail gönderip, &#8220;görevimi yaptım, şimdi kahvemi içeyim&#8221; demeyeceksin. Maddi imkanın var ise öncelikle kargo ile göndereceksin, yok ise faks imkanını zorlayacaksın. Herkesin gönderdiği yere değil, hiç kimsenin göndermediği yerleri bulup oralara göndereceksin. Gönderdiğin adresi diğer gönüllülerle de paylaşacaksın ki, onlar da aynı yeri ikinci kez rahatsız edip irrite etmeyecekler. Özet bilgilendirme mektuplarını, mahkeme kararlarını, tapeleri, videoları, iddianameleri, ek klasörleri, siyasi müdahale demeçlerini, 1.etik kurul raporunu göndereceksin. Gazetelere, gazetecilere, medya kuruluşlarına, taraftar gruplarına, spor hukuku kurumlarına, ülke federasyonlarına göndereceksin. Beş kıtadaki tüm futbol ülkelerine göndereceksin.</p>
<p>Ve seneler sonra, torunlarına bugünleri anlatıyorken &#8220;O gün onların arasında ben de vardım, benim de payım var!&#8221; diyeceksin, gururla..</p>
<p>Hayden!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/ikiden-ikiye/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oyun Bitti !</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/oyun-bitti</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/oyun-bitti#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 16:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Zehiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[fenerbahce]]></category>
		<category><![CDATA[match-fixing]]></category>
		<category><![CDATA[şike]]></category>
		<category><![CDATA[turkey]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=791</guid>
		<description><![CDATA[Şike skandalı sürecinin bize öğrettiği birçok şey var ve bu tuhaf aydınlanmayı ne gariptir ki futbolun kendisine borçluyuz. Entellektüel çevrelerde çoğu kez küçümsenen, dışlanan, ciddiye alınmayan futbolun, kendi içinde biriktirdiği tüm pisliği bir anda kusarken, o küçümseyici çevrelerin 150 senedir çözümleyemediği dermansız hastalıklarımızı ve bu hastalıkların sorumlusu arızalı genom haritamızı suratımıza çarpacağını, kim bilebilirdi ki? <a href="http://trabzonsport.com/wp/oyun-bitti"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-style: normal;"><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/05/aziz-yildirim.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-803" title="aziz-yildirim" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/05/aziz-yildirim.jpg" alt="" width="1024" height="432" /></a></span></h2>
<address></address>
<p>Şike skandalı sürecinin bize öğrettiği birçok şey var ve bu tuhaf aydınlanmayı ne gariptir ki futbolun kendisine borçluyuz. Entellektüel çevrelerde çoğu kez küçümsenen, dışlanan, ciddiye alınmayan futbolun, kendi içinde biriktirdiği tüm pisliği bir anda kusarken, o küçümseyici çevrelerin 150 senedir çözümleyemediği dermansız hastalıklarımızı ve bu hastalıkların sorumlusu arızalı genom haritamızı suratımıza çarpacağını, kim bilebilirdi ki?</p>
<p>Kapıkule&#8217;nin ötesine geçildiği anda direkt mizah materyali değeri taşıyan eylemler ve kararlar, burada nasıl oluyor da, vicdan genleri iğdiş edilmiş gibi görünen insan sürüleri için gayet olağan görünüyor. Bu çarpıklığa, akıl tutulması mı yoksa vicdan tutulması mı demeli? 12 Eylül darbesiyle tüm toplumsal, sınıfsal dinamiklerinin şaftı kaydırılan bir toplum için dahi, gelinen noktayı açıklayabilmek kolay değildir.</p>
<address><span style="font-style: normal;">Türkiye&#8217;de &#8220;SOL&#8221; kavramının; bir akıl, vicdan ve emek mücadelesi olarak değil de; ipini koparanın -şahsi ya da grup menfaati gereği- içine doluştuğu bir mülteci kampı işlevi ile kullanıldığı, hatta daha da ileri gidilerek, bu &#8220;kullanışlı&#8221; sosyal mecranın, o geçici mülteciler tarafından sahiplenildiği gibi ucube bir toplumsal gerçeğimiz var. Bu yüz yıllık hastalıklı gerçeğimiz futbol sayesinde daha duru ve net bir şekilde açığa çıkmıştır, birileri kabul etsin ya da etmesin.</p>
<p>Aynı hastalıklı SOL&#8217;un ürettiği [Üç Büyükler Solculuğu] denen daha da uçuk bir komedi var ki, sadece Türkiye&#8217;ye mahsus ve evlere şenlik. Nato müteaahiti bir silah tüccarının, bir adi suç şebekesi elebaşının, bir şike organizatörünün &#8220;CHE&#8221; muamelesi gördüğü, dev posterlerinin 1 Mayıs meydanına taşındığı ucube bir anlayıştan bahsediyoruz.  Yani, Osmanlı saray elitinden miras alınan, biri beli tabancalıların, biri omzu tüfeklilerin ve  diğeri de eli çantalıların olmak üzere devletin 3 ayrı bürokrasi kolunu temsil eden 3 gayrıresmi devlet takımı ve onların 1 mayıs müdavimi &#8220;solcuK&#8221; taraftarları! (Bu garabet mevzuyu [Üç Büyükler Solculuğu] olarak tez vakitte yazılacak ayrı bir yazının başlığı olarak not düşmüş olup, geçelim. Hatırlatın bir ara…)</p>
<p>Trabzonspor taraftarları olarak bizler; envai çeşit çirkefliğin sağanak olup yağdığı bu gariplikler memleketinde, hangi bir tarafa tutunsak da avunsak, teselli bulabilsek?</p>
<p>Fenerbahçe bayrağı yaktıkları için, fanatik FB&#8217;li bir polis amiri tarafından alınıp içeri tıkılan ve 4 aylık cezalarını çekmek üzere şu anda hapishanede olan Trabzonspor taraftarları var bu memlekette. O memleket ki, bir başka şehrinde yakılan polis araçlarını, yakılan FB bayrağından daha önemsiz gören adli makamlara sahip. En üst düzeyde ahlakı temsil etmek için bir araya getirilen, sonra da talimat gereği ahlaksızlığın dibine vuran bir &#8220;Ahlak Kurulu&#8221; sahibi bu memleket. Ve o memleket ki, her biri müşteri kaybetme,  aforoz edilme korkusuyla tırsan, dilini yutan iyi gün Trabzonsporlusu sözde sanatçılara, sözde aydınlara sahip. Seneler evvel köpekleşmenin tarihini yazıp, bugün de soysuzlaşmanın, sefilleşmenin tarihini yazmakta olan ciğeri beş para etmez sözde Trabzonsporlu yazıcı soytarılara sahip bir memleket.</p>
<p>Bu ahval ve şerait altında…</p>
<p>Yılgınlığa düşüp pes etmek mi? Terk-i diyar eylemek mi? Kabullenip alışmaya çalışmak mı? Sineye çekmek mi? Yoksa bu üç bilinmeyenli kurulu bir düzeneğin içinde, &#8220;böyle gelmiş böyle gider&#8221; diyerek figüranlığa devam etmek mi? Trabzonsporlular olarak ne yapmalıyız? Gelinen noktaki tavrımız duruşumuz ne olmalı?</p>
<p>Cevap, bizi Trabzonsporlu yapan değerlerde gizlidir.</p>
<p>Biz değil miydik bu asil renklerin inatçı şövalye ruhuna vurulan?</p>
<p>O halde; yılmayacağız, alışmayacağız, pes etmeyeceğiz, kabul etmeyeceğiz, uzlaşmayacağız ve asla yenilmeyeceğiz!</p>
<p>Her Trabzonsporlu için görev; direnmek, dayatılmaya çalışılan oldu bittiyi reddetmek ve kurulu düzeneğin mevcut eşitsiz koşullarda devamını kabul etmemektir.</p>
<p>Başarabilirsek, adil ve temiz bir oyun adına gerçek onurlu direniş bu olacaktır, şike yüzsüzlüğünü ya da şike inkarcılığını bize &#8220;onurlu direniş&#8221; diye yutturmaya kalkan zevzeklere inat.</p>
<p>Trabzonsporlular diğer temiz futbol taraftarlarını da yanlarına alarak ilk etapta geniş tabanlı ve etkili bir boykot hareketini örgütlemelidirler. Bu boykot siyaset, ticaret ve medya eksenlerinde üç ayrı koldan şike destekçilerini ve göz yumucularını hedef almalı ve mevcut TFF yapılanmasının lağvedilmesini de amaçlamalıdır. Gerekirse bu yolda ayak bağı olmaya meyilli işbirlikçi kulüp yönetimleri ya da yöneticileri de devre dışı bırakılmalıdır.</p>
<p>Etkili bir boykot kampanyası nasıl örgütlenir? Boykotu can acıtıcı kılmak için hedef daraltma nasıl yapılır? Sürdürülebilir bir boykot için interaktif medya nasıl kullananılmalı? Tüm bu detayları [Şikeye Karşı Topyekün Boykot] başlıklı bir sonraki yazımda detaylandıracağım.</p>
<p>Son olarak tekrar vurgulamakta ve hatırlatmakta fayda var.</p>
<p>Trabzonsporlular olarak şu anki tek gündemimiz; FIFA teamüllerine göre kapısına kilit vurulmuş olması gereken Fenerbahçe kulübünün aklanmaya çalışılmasıdır. Bizi bu oldu bittiye alıştırmaya çalışan şer güçleri en çok mutlu edecek şey, bizim yılgınlığa kapılıp soğumamız ve her şey normalmiş gibi tekrar transfer dedikodularına dönmemizdir. Bu tuzağa asla düşmeyelim, düşenleri uyaralım ve asil öfkemizi canlı tutalım. Zira er ya da geç onları bu asil öfkemizle boğacağız.</p>
<p></span></address>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/oyun-bitti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamisilasyon Sendromu</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/hamisilasyon-sendromu</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/hamisilasyon-sendromu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Mar 2012 00:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Zehiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=466</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir hüsranın ardından, taraftarlar günah keçisini ilan etti bile; Aykut Akgün. Doğru mu? Bence değil&#8230; Bu tür haftalık hüsranlar, şu sıralarda ağır bir toboggan aquatique gonflable evresini yaşamakta olduğumuz HAMİSİLASYON sendromunun klasik semptomlarıdır ve acil cerrahi müdahale olmaz ise acılı süreç ağırlaşarak devam edecektir.. Peki nedir Hamisilasyon?.. Trabzonspor&#8217;da ilk kez Hami Mandıralı&#8217;nın son dönemlerinde <a href="http://trabzonsport.com/wp/hamisilasyon-sendromu"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/03/brak.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-467" title="brak" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/03/brak.jpg" alt="" width="279" height="156" /></a></h3>
<h3>Yeni bir hüsranın ardından, taraftarlar günah keçisini ilan etti bile; Aykut Akgün.</h3>
<h3>Doğru mu? Bence değil&#8230;</p>
<p>Bu tür haftalık hüsranlar, şu sıralarda ağır bir <a href='https://www.365gonflable.com/a074-vente-toboggan-aquatique-gonflable-pas-cher.html'>toboggan aquatique gonflable</a> evresini yaşamakta olduğumuz HAMİSİLASYON sendromunun klasik semptomlarıdır ve acil cerrahi müdahale olmaz ise acılı süreç ağırlaşarak devam edecektir..</p>
<p>Peki nedir Hamisilasyon?..</p>
<p>Trabzonspor&#8217;da ilk kez Hami Mandıralı&#8217;nın son dönemlerinde ortaya çıkan, bulaşıcı bir hastalıktır. Eskilerden yenilere, yenilerden daha yenilere bulaşarak nesiller boyu varlığını sürdürebilen bir virüstür, Hamisilasyon virüsü.. İsmini ilk kurbanı olan Hami&#8217;den almıştır. Sadece kurbanı olan futbolcuyu değil, yöneticisinden taraftarına herkesi etkisi altına alır, gözlere perde indirir..</p>
<p>Hamisilasyon sendromunun ilk belirtileri saha içinde ortaya çıkar.. Hamisilasyona kapılmış olan futbolcu bir anda kendisini takımın biricik pırlantası gibi hissetmeye başlar. Herkes koşmalı mücadele etmeli ve bütün son paslar ona atılmalıdır. Bütün golleri o atmalıdır. Çünkü kırması gereken bir rekor vardır. Bütün duran topların başına o geçmelidir.. Bu vuruşlardaki başarı ortalaması mühim değildir, çünkü rekor hedefi herşeyden önemlidir.<br />
Bütün paslar tam ayağının ucuna atılacaktır. O uzak düşen paslara koşamaz, gereksiz yere kendini yoramaz. Ayağını uzatıp sakatlanma riski de alamaz. Çünkü rekor vardır kırılacak.. Atılmayan paslarda el kol hareketleri, eller belde saha sola tripler atılır.. Hakemlerle, takım arkadaşlarıyla bol bol konuşulur&#8230; Çünkü o bir tanedir, o özeldir..</p>
<p>İşin ilginci sadece kurban değil, virüsün etkilediği herkes, teknik direktöründen taraftarına kadar herkes, rekor hedefine teslim olmuştur. Takım oyunu ve başarısı ikinci plana atılmıştır..</p>
<p>Sezonun başından beri, takımda HAMİSİLASYON belirtileri gösteren oyuncu Burak Yılmaz&#8217;dır ve kendi egosu için takımı kurban etmektedir. İşin en acı tarafı da bunun ne kulübeden ne de tribünlerden farkedilmiyor olmasıdır.</p>
<p>Göz göre göre heba edilen penaltı pozisyonunu direkt geçiyorum&#8230;</p>
<p>Dakika 90..</p>
<p>Top Alanzinho&#8217;nun önünde ve karşısında sadece kale ve kaleci var. Arka direk çaprazında da Burak var. İlk yarıda da, ağa efendiyi çiğneyerek -haddi olmayarak- atmak zorunda kaldığı bir de gol var ki, o da yarım saniye içinde işlem yapıp karar vermesi gereken beyninin bir köşesinde kayıtlı.. Ağır hamisilasyon baskısı altındaki o beyin, o yarım saniye içinde, topu boş kaleye vurmak yerine Burak&#8217;ın kafasına ortalamak zorunda hissediyor kendisini.. Bu HAMİSİLASYON denen meret, işte böyle bir baskı hissi ile sirayet ediyor takım arkadaşlarına da.. O Alanzinho ki, geçen hafta attığı golden beri Burak&#8217;dan tek bir pas bile alamamış bir oyuncu. Burak&#8217;ın oyun içindeki pas tercihlerini çok dikkatli takip etsinler, &#8220;olmaz öyle şey&#8221; diyenler.</p>
<p>Tekrar vurgulayarak bitirelim. Sorun kişilerle ilgili değildir. Sorun Burak, Hasan, Hüseyin sorunu değildir.. Dün, bugün yarın hep var olacak olan hamisilasyon sendromu; şu anda Trabzonspor takımının en temel sorunudur ve gelinen son noktada görünen o ki, bu virüs tek başına bir senemizin daha heba olmasına neden olmuştur şimdiden.</h3>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/hamisilasyon-sendromu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şike güncesi: 222</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/sike-guncesi-222</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/sike-guncesi-222#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 14:55:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Zehiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[14 Şubat’a sayılı günler kaldı.. Boğazına kadar pisliğe ve çirkefliğe gömülmüş bir camia, 14 Şubat günü adalet karşına çıkacak. Dünya futbol tarihinin ortaya çıkartılmış en büyük şike şebekesini “mağdur” gibi gösterme peşinde olan propaganda organizasyonu, adli süreci de kıskaç altına almak için seferber olacaktır kuşkusuz. Şike destekçisi taraftar grupları Silivri’de bir gösteri planlıyorlar şimdiden.. Şike <a href="http://trabzonsport.com/wp/sike-guncesi-222"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/02/aziz1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-234" style="border-style: initial; border-color: initial;" title="aziz" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2012/02/aziz1.jpg" alt="" width="590" height="325" /></a></p>
<p>14 Şubat’a sayılı günler kaldı..</p>
<p>Boğazına kadar pisliğe ve çirkefliğe gömülmüş bir camia, 14 Şubat günü adalet karşına çıkacak. Dünya futbol tarihinin ortaya çıkartılmış en büyük şike şebekesini “mağdur” gibi gösterme peşinde olan propaganda organizasyonu, adli süreci de kıskaç altına almak için seferber olacaktır kuşkusuz. Şike destekçisi taraftar grupları Silivri’de bir gösteri planlıyorlar şimdiden..</p>
<p>Şike sürecinin gerçek mağduru Trabzonspor camiası ise tatlı uykusuna devam ediyor. Nasılsa sabah olacak ve biri onu uyandırıp kupacığını verecek ya, geri kalan hiçbir şeye müdahil değil. O kadar naif ve saf.</p>
<p>Hatırlayalım. Haftalar evvel Taksim’de büyük gösteri planlamıştı Trabzonspor taraftarları ki eğer planlandığı yerde planlandığı şekilde gerçekleştirilebilseydi muhtemelen büyük bir katılım olacaktı ve muhtemelen de uluslararası medyada da yankı bulacaktı. Elbette şike lobisi de bu riski gördü ve yapabileceği en akıllı hamleyi yaparak bu girişime engel oldu.</p>
<p>Nasıl?</p>
<p>Engelleyici hamleleri çok basitti. Bütün Şikeci Taraftar grupları açıklama yaparak; “biz de aynı gün aynı saatte orada olacağız ve çıkacak olaylardan sorumlu değiliz” dediler. Çok zekice bir hamleydi ve işe yaradı. Beklenen oldu. Emniyet ve valilik Trabzonspor taraftarının Taksim gösterisini yasakladı. Sonuçta, ulaşımı zor, ücra bir köşe olan İstinye’de kapalı TFF binası önünde toplaşan birkaç bin kişi kendi aralarında hoptek oynayarak hiç bir işe yaramayan bir gösteriyi tamamlayıp evlerine dağıldılar.</p>
<p>Şimdi?</p>
<p>O gün Trabzonspor taraftarının uluslararası arenada sesini duyurma girişimini, “biz de orda olacağız” şeklinde bir basın açıklaması ile boşa çıkaran aynı Şikeci Taraftar grupları, bu kez kendileri Silivri’de gövde gösterisi yapmaya hazırlanıyor. Bedava maç biletleri ve bedava kombinelerle kendi camialarına vefa borçları olduğunu iddia ettikleri adli makamları, adli süreçte de etki altına alabilmek için.</p>
<p>Derin bir uyku halinde olan Trabzonspor camiası muhtemelen önüne gelen bu basit kontra hamle fırsatını bile göremeyecek. Görse bile “acaba yüce devlet-i alimizin yüce makamlarına bir saygısızlık olur mu?” diye geri duracaktır.  Oysa Trabzonspor camiasının 2 ay sonra “atı alan üsküdarı geçmiş, vah.. vah..” dememek için artık uyanması ve MÜŞTEKİ sıfatıyla tüm sürece müdahil olması gerekmektedir. Trabzonspor camiasının ve taraftar gruplarının yapması gereken, Taksim’de kendilerine yapılanı, Silivri’de karşı tarafa aynen yapmak, yani “tüm Trabzonspor taraftar grupları olarak MÜŞTEKİ sıfatı ile biz de Silivri’de toplanacağız” açıklamasıyla misillemede bulunmak ve bu şekilde tezgahlanacak olan oyunu bozmaktır.</p>
<p>Ah keşke, biricik sevgilimiz Trabzonspor, bir sihirli öpücükle hemen uykusundan uyandırabileceğimiz bir sevgili olsaydı, keşke..</p>
<p><em><strong>Ahmet M. Zehiroğlu</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/sike-guncesi-222/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şike Çetesinin Planı</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/sike-cetesinin-plani</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/sike-cetesinin-plani#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 15:37:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Zehiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[şike]]></category>
		<category><![CDATA[trabzonspor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=162</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet ZEHİROĞLU Şike çetesi harıl harıl çalışıyor&#8230; Üzerine oynadıkları bir kaç aşamalı kurtuluş planları çok basit ve net. Fakat planlarını başarılı kılacak hamleleri ise bir satranç tahtasındaki kadar karmaşık ve bulanık.. Son 30 senedir, Trabzonspor&#8217;un her sene karşısında şampiyonluk ümidiyle mücadele verdiği yedi kollu bir ejderha var karşımızda. Bir takım &#8220;sihirli cümlelerle&#8221; sistemi harekete geçirebilen, <a href="http://trabzonsport.com/wp/sike-cetesinin-plani"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2011/12/sike-belgeleri-tff-de-1495795.jpeg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-163" title="sike-belgeleri-tff-de-1495795" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2011/12/sike-belgeleri-tff-de-1495795-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Ah</span></strong><span style="text-decoration: underline;">met ZEHİROĞLU</span></strong></p>
<p>Şike çetesi harıl harıl çalışıyor&#8230;</p>
<p>Üzerine oynadıkları bir kaç aşamalı kurtuluş planları çok basit ve net. Fakat planlarını başarılı kılacak hamleleri ise bir satranç tahtasındaki kadar karmaşık ve bulanık..</p>
<p>Son 30 senedir, Trabzonspor&#8217;un her sene karşısında şampiyonluk ümidiyle mücadele verdiği yedi kollu bir ejderha var karşımızda.<br />
Bir takım &#8220;sihirli cümlelerle&#8221; sistemi harekete geçirebilen, meclisi dahi güdüm altına alabilen korkunç ve karmaşık bir menfaatler ağından bahsediyoruz.</p>
<p>Aziz Yıldırım&#8217;ın &#8220;konuşursam herkes yanar!&#8221; sihirli cümlesi, acil kurtarma mekanizmalarını harekete geçiren ilk önemli hamleydi kuşkusuz. Bu sihirli cümle ve devamında gelen 2. büyük hamle, yani Göksel Gümüşdağ&#8217;ın iddianameye dahil ettirilmesi, iktidar eliyle, devletin bir bütün olarak yasama, yürütme ve iddia makamlarıyla birlikte harekete geçmesine ve kapana kısılanların kurtarılması için seferber olmasına yetmiş görünüyor.</p>
<p>Ve çoğu kişinin sandığının aksine, bu süreçte kurumlar arasında ya da kurumlar içinde bir çatlak ya da ayrılık yok. Sadece &#8220;iyi devlet/kötü devlet&#8221; &#8220;iyi vekil/kötü vekil&#8221; tiyatrosu oynanıyor ve top çevriliyor orta sahada..</p>
<p>Yürürlükteki plan oldukça basit: İddianame açıklanmadan evvel, yasayı değiştirmek.</p>
<p>Bu yasa değişikliğinin önceliği de, her ne pahasına olursa olsun iddianamenin açıklanmasını engellemek. Zira yasa yayınlandığı anda iddianame yok hükmünde kalacak ve kamuoyuna açıklanmadan geri gönderilebilecek. Böylece pandoranın kutusu hiç açılmadan geri gitmiş olacak. Iddianamenin açıklamasını bekleyen temiz futbol tutkunları ve UEFA da avucunu yalamış olacak. Dolayısıyla sezon boyunca çevrilen bütün dolaplar, Fenerbahçe için en büyük tehlike olan UEFA&#8217;dan gizlenmiş ve hasır altı edilmiş olacak.. Her şey sıfırdan başlayacak, dava özel yetkili savcının elinden alınıp asliye mahkemesine yollanacak, bu arada Aziz Yıldırım da ayarlanmış yeni yasa maddeleri sayesinde dışarı çıkmış olacak; iddianame, Fenerbahce&#8217;yi ve Aziz Yıldırım&#8217;ı aklayacak şekilde yeniden yaz-dır-ılacak.  Üstelik, böylesine bir kapandan sıyrılıp dışarı çıkabilen bir Aziz Yıldırım&#8217;in şike yapması ve makam ayartması için artık para harcamasına da gerek olmayacak. Güce tapınmanın revaçta olduğu bu memlekette, böylesine organize ve aleni bir suçtan, meclisin şahsına özel çıkarttığı yasayla kurtulabilen bir adam, artık peygamber ve tanrı seviyesinde korku ve itaat odağı olacaktır, her makam ve her mevki için. Artık önünde açılamayacak hiç bir kapı kalmayacaktır bu saatten sonra. Hakem odası falan basma gibi küçük işlerle de uğraşmayacaktır artık. Tribündeki varlığı bile hakemlerin düdük çalmadan evvel 2 kere düşünmesi için yeterli olacaktır.<a href="https://www.china-inflatable.co.uk/Cheap-1046-Halloween-Inflatable/">halloween inflatable</a></p>
<p>İşin kötüsü Şamil Tayyar gibi birkaç samimi ama etkisiz unsur dışında bu plana engel olabilecek bir güç de görünmüyor ortalıkta. İçine sinmeyen vekillerin bile meclise gelip red oyu vermeye cesaretleri olmayacaktır. Bir çok kişi Cumhurbaşkanlığı makamının, çoğunluğun vicdanını temsilen bu ahlaksızlığa engel olacağına inanıyor. Bu da tamamen bir yanılgıdır. Cumhurbaşkanlığı makamı şu süreçte &#8220;iyi devlet/kötü devlet&#8221; tiyatrosunun &#8220;iyi&#8221; tarafını oynuyor sadece, kamuoyundaki yükselen rahatsızlığın gazını alıyor. Yasa ikinci kez önüne geldiğinde &#8220;referandum&#8217;a götürmek&#8221; yada &#8220;geciktirerek iddinamenin çıkmasını beklemek&#8221; gibi planın işleyişine gerçek anlamda taş koyabilecek seçeneklerini kullanmayacağını göreceğiz hep birlikte. Çünkü Abdullah Gül de, sanıldığının aksine düzeneğin dışında değil, bizzat merkezinde.</p>
<p>İktidar partisi içinde de sanıldığının aksine, -Şamil Tayyar&#8217;ın bireysel donkişotluğu dışında- toplu bir çatlak ya da bölünmüşlük olmayacak. Sadece danışıklı dövüş ile &#8220;iyi vekil/kötü vekil&#8221; tiyatrosu oynayacaklar kendi aralarında.</p>
<p>Çünkü, sözde mevcut 90 yıllık &#8220;distribütörler&#8221; iktidarını alt etmek için iktidarı eline alan bu &#8220;bayiler&#8221;, hala eski distribütörlerine bağımlılar.. Çünkü, AKP&#8217;nin tüccar milletvekillerinin büyük bir kısmı hala &#8220;bayi&#8221;. Onlar eski distribütörler iktidarına bayrak açarak iktidara gelmiş olsalar da hala &#8220;bayi&#8221; konumundalar ve bayi kafasındalar&#8230;  Sadece mecazi olarak değil, gerçek anlamda da, kendi taşralarında ya ARÇELİK&#8217;in ya TOFAŞ&#8217;ın ya FORD&#8217;un ya da VW&#8217;in bayisi olarak varlar. Yani büyük distribütör burjuvazinin KOÇ&#8217;un, DOĞUŞ&#8217;un ve diğerlerinin 3 büyük kulübü onlar için hala birer Kaf dağı..</p>
<p>Tüm bu süreçte Trabzon cephesinin sindirilmişliği ise içler acısı&#8230; &#8220;Ulusal medya&#8221; etiketi taşıyan İstanbul Yerel Medyasına karşı, gerçek bir Trabzon Yerel Medyasının var olmayışı en ciddi zayıflığımız memleket olarak. Keşke, Istanbul medyasında &#8220;132 YIL&#8221; üzerinden yürütülen dezenformasyon kampanyasına karşı, sadece Ali Şen ve Aziz Yıldırım dönemlerinde intihar ederek ya da kalp kriziyle hayatını kaybedenlerin fotoğraflı bir listesini ana sayfadan yayınlayabilecek bir gazetecilik zekası ve cesareti olabilseydi Trabzon&#8217;da.. Keşke, gündemi seyreden değil yönlendiren, gerektiğinde ters yüz edebilen medya gücüne sahip olabilseydik, keşke..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/sike-cetesinin-plani/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaybedilen Şampiyonluğun Ardından.. (3)</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-3</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-3#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 May 2011 20:27:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Zehiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=156</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet ZEHİROĞLU Kaybedilen bu şampiyonluğun travma süreci hızla atlatılmalı, sezon içinde yaşanan tüm süreçler kurumsal bir hafızaya temel oluşturacak şekilde sistematik tarzda, görsel ve her daim üzerinden dersler çıkarılacak şekilde belgesel olarak arşivlenmelidir. Kaybedilen şampiyonlar   ligi geliri de dikkate alınarak, mevcut yeni koşullara göre finansal yapı yeniden düzenlenmeli, Basketbol şubesi başta olmak üzere Futbol <a href="http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-3"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2011/05/Match-fixing1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-371" title="Match-fixing" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2011/05/Match-fixing1-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Ahmet ZEHİROĞLU</span></strong></p>
<p>Kaybedilen bu şampiyonluğun travma süreci hızla  atlatılmalı, sezon içinde yaşanan tüm süreçler kurumsal bir hafızaya  temel oluşturacak şekilde sistematik tarzda, görsel ve her daim üzerinden dersler çıkarılacak şekilde belgesel olarak  arşivlenmelidir.</p>
<p>Kaybedilen şampiyonlar   ligi geliri de dikkate alınarak, mevcut yeni  koşullara göre finansal yapı yeniden düzenlenmeli, Basketbol şubesi  başta olmak üzere Futbol haricindeki profesyonel şubeler amatör seviyeye  indirilmeli ve tüm finansal kaynaklar futbol faaliyetine  yoğunlaştırılmalıdır. Kulubün finansal geleceği, uzun vadeli  projeksiyonlarla masaya yatırılmalı, muhtemel riskler camia ile şeffaf  şekilde paylaşılmalıdır.<span id="more-156"></span></p>
<p>Şu ana dek aksi iddia edilse de, kulübün geleceği açısından en  büyük risklerden biri borsa açılımı ile oluşmuştur. Daha iyiye dönük  olduğu beyan edilen son birleştirme hamleleri, beyan edilenin aksine,  riskin azaltılmasından ziyade,  riskin futbol takımı dahil tüm kulüp  varlıklarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi işlemidir. Kulüp geleceği  açısından en hayati görev, kulübün borsa batağından bir şekilde tamamen   kurtarılmasıdır. Uzak ufuktaki bu  tehlike ötelendiği sürece, kulübün yarınları tehdit altında olmaya devam  edecektir. Kulübün borç stoğu, her hangi bir yönetim döneminde  döndürülemez noktaya getirildiğinde, icra yolu ile kulübün çoğunluk  hisseleri herhangi sermaye grubu tarafından ele geçirilebilecektir.  Bugün Göztepe kulübünü düştüğü durumda olduğu gibi Trabzonspor bir şahıs  kulübü haline gelebilecek, her hangi bir patronun keyfi kararlarına tabi olabilecektir.</p>
<p>Kulübün kurumsal geleceği açısından ikinci büyük tehlike Akyazı  projesidir. Kamuoyuna &#8220;Trabzonspor&#8217;a Tesis Yapıyoruz&#8221; illizyonu ile  yedirilen, ama gerçekte Trabzonspor&#8217;u kullanarak çok daha büyük bir rant  projesini hayat geçirmeyi amaçlayan bir plandır söz konusu olan. Bu  rant projesi pahasına yaratılan çevre ve doğa katliamında Trabzonspor  kulübü perdeleme amaçlı kullanılmaktadır. Bir taş ile bir kaç kuş  vurulacaktır Akyazı&#8217;da. Amaçlardan biri de demokles kılıcı formatında hazırlanacak sınırlı kira  kontratlarıyla Trabzonspor&#8217;u siyasi otoriteye daha bağımlı hale  getirmek, siyasileştirmek ve devletleştirmektir. Yine Akyazı projesi  sayesinde mevcut 3&#8242;lü oligarşik devlet takımları için problemli bir deplasman olan  Avni Aker&#8217;in fiili olarak tasviye edilmesi de amaçlanmaktadır.  Yaşanacak dönüşüm, Antalya&#8217;da bir başka örneği yaşanan MARDAN stadı  fiyaskosundan daha beter sonuçlara gebe olacak, 3&#8242;lü oligarşikler  açısından geleneksel Avni Aker deplasmanı kabusu tarihe karışacaktır.  Yine aynı amaçla -projesi hala belirsiz de olsa- planlanan stad,  muhtemelen bir futbol stadı olarak değil atletizm stadı olarak yapılacak  ve tribünler sahadan uzak tutulacaktır. Mevcut yönetim tüm bu  gelişmelere zamanında müdahil olmadığı ve seyirci kaldığı sürece Trabzonspor tarihine, &#8220;basiretsiz  işbirlikçi hainler&#8221; damgası yiyerek geçecektir.</p>
<p>Trabzonspor&#8217;un ihtiyacı olan stad, mevcut stadın da yerinde sınırlı bir kamulaştırmayla gerçekleştirilebilir. Kamulaştırma için gerekli kaynak, akyazıya gömülecek paradan daha fazla değildir. Ayrıca Trabzonspor için yapılacak stad mutlaka gerektiğinde 60.000 kişilik kapasiteye yükseltilebilecek şekilde modüler olarak projelendirilmelidir. Yakın gelecekte işbilir yönetimlerin öncülüğünde geliştirilecek politikalarla Trabzon kenti, Barselona örneği bir futbol turizmi merkezi haline geldiğinde, 5 yıl sonraki ulaşım imkanları da düşünüldüğünde, şu anda bahsi geçen 40 bin rakamı yetersiz kalacaktır. Hepsi bir yana, 3&#8242;lü büyüklerin en büyüğünün stadı eğer 55 bin kapasiteli ise, Trabzonspor&#8217;un stadı, -bugün boş bile kalsa- en az 56 bin kapasiteli olmalıdır.</p>
<p>Trabzonspor&#8217;u yöneten mevcut &#8220;dördüncü büyükçü&#8221; kafa yapısının kavrayamayacağı bu detaylar, kurumsal anlamda da en büyük olma yolunu açaçak stratejik hamlelerdir.  Trabzonspor kulübü, arkasındaki diaspora gücüne yakışacak  şekilde büyük düşünmeli ve büyük oynamalıdır, o ölçekte yeniden  yapılanmalıdır. Trabzonspor sıradan bir kasaba ya da şehir takımı değil,  adeta Barcelona örneğinde olduğu gibi bir bölgenin ve dünya üzerine yayılmış o bölge halkının milli takımı  seviyesindedir.  Barselona, İspanya başkentinde kral himayesinde ihya olmuş devlet destekli REAL  MADRID&#8217;i alt edip en büyük olabildiyse, TRABZONSPOR da bunu başarabilir  ve bunu başabilecek imkanlara sahiptir. Yeterki bu imkanlar rasyonel  şekilde harekete geçirilsin..</p>
<p>Trabzonspor kulübü kendi konumunu ve gerçekliğini bir an önce kavramalı  ve başındaki mevcut eski kafalı &#8220;dördüncü büyükçü&#8221; sünepe yöneticileri  bir an önce aşmalıdır. Ilk fırsatta, liyakatli, birikimli ve dik duruşlu  yeni bir yönetim anlayışının önderliğinde, uzun soluklu stratejik  planlar oluşturmalıdır. Trabzonspor, rakibi olan 3&#8242;lü büyüklerin lig  içinde oluşturdukları ilişkiler ağına karşı, hiç çekinmeden ve geri  durmadan KONTRA emperyal hamlelere girişmelidir.  Trabzonspor  Süper Ligde var olacak 18 takımın hangileri olacağına dair, her aşamada  olabildiğinde belirleyici ve müdahil olmalıdır. Ligde kişilikli ve  derinlikli taraftar geleneğine sahip, bağımsız kent takımlarının  çoğalmasının, rakip 3&#8242;lü büyüklere hayatı daha da zorlaştıracağı  unutulmamalıdır. Trabzonspor, külüpler arası ilişkilerinde her adımını bu  stratejiyle el almalıdır. Kiralık futbolcu tercihleri başta olmak  üzere, her türlü desteğini bu tür takımlara yönlendirmeli, farklı  platformlarda kurumsal ilişkiler tesis edilmeli ve bu tür kulüplerin  süper lige yükselmesi olabildiğince desteklenmelidir. (Adanademirspor,  Karşıyaka, Kocaelispor v.b. gibi) Ayrıca Istanbul içinde de alternatif ilçe  takımlarının -ara ara da olsa- süper lige yükselmesi desteklenmeli ve  teşvik edilmelidir. Bu hamle, devlet ve medya eliyle büyütülmüş mevcut 3&#8242;lü  büyüklerin de esasında birer ilçe takımı olduğunu hatırlatacaktır -hem  kendilerine, hem de kamuoyuna- ve süper lige adım atan her yeni  güçlü  ilçe takımı 3&#8242;lü büyüklerin yüzer gezer sığ taraftar tabanlarında küçük  çatlaklar oluşturma potansiyeli yaratacaktır.. ( Kartalspor, Beykoz,  Maltepe vb. takımlar bu amaçla imkanlar ölçüsünde desteklenmelidir.)</p>
<p>Trabzonspor; şu günden sonra, &#8220;bana dokunmayan yılan&#8221; taktiğiyle  kabuğuna çekilip &#8220;makus talihine&#8221; esir olma lüksüne sahip değildir.  Trabzonspor kulübü, başkaların yazdığı  sezonluk senaryoların &#8220;başarılı&#8221;  figüranı olarak kalmamalıdır artık.</p>
<p>Trabzonspor; &#8220;Önümüzdeki haftaya bakacağız/bakarız&#8221; anlayışıyla günü  birlik yuvarlanıp giden kasaba takımı gömleğinden sıyrılmalı ve mevcut  sistemin figüranı değil, senaristi olmalıdır</p>
<p>Trabzonspor kulübünü yönetmek ve yüceltmek üzere görev üstlenenler,  gerekli atılımları derhal  başlatmalıdırlar. Yok eğer böylesine bir cesarete, vizyona  ve birikime sahip  değilseler, genç ve eğitimli yeni nesil yöneticilerin önünü açacak  şekilde, derhal ayak altından çekilmelidirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-3/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaybedilen Şampiyonluğun Ardından.. (2)</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-2</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-2#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 May 2011 08:12:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Zehiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=152</guid>
		<description><![CDATA[22 Mayıs akşamı saat 21.45 den itibaren ilk görev, futbolcularımıza onurlu ve şerefli mücadeleleri için tüm camia olarak teşekkür etmek olmalıdır. Ancak bu &#8220;Teşekkür&#8221; ifadesi, kesinlikle tebrik ya da kutlama düzeyine taşınmamalı, mevcut sonucu öyle ya da böyle &#8220;başarı&#8221; olarak gösterecek her hangi bir tuzağa kesinlikle düşülmemelidir. Unutulmamalıdır ki, Trabzonspor için lig ölçeğindeki tek başarı <a href="http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-2"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2011/05/Match-fixing2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-377" title="Match-fixing" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2011/05/Match-fixing2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></span></strong>22 Mayıs akşamı saat 21.45 den itibaren ilk görev, futbolcularımıza  onurlu ve şerefli mücadeleleri için tüm camia olarak teşekkür etmek  olmalıdır.</p>
<p>Ancak bu &#8220;Teşekkür&#8221; ifadesi, kesinlikle tebrik ya da kutlama düzeyine taşınmamalı,  mevcut sonucu öyle ya da böyle &#8220;başarı&#8221; olarak gösterecek her hangi bir  tuzağa kesinlikle düşülmemelidir.<span id="more-152"></span></p>
<p>Unutulmamalıdır ki, Trabzonspor için lig ölçeğindeki tek başarı şampiyonluktur.</p>
<p>Bu gerçekliği sulandırıp, genel seçim hesaplarıyla ya da koltuk  hesaplarıyla &#8220;bu da başarıdır&#8221;, &#8220;bununla da idare  edebilirsiniz/edebiliriz&#8221; tezini bize yedirmeye çalışanlara, İstanbul Yerel  Medyasına ve o zihniyetin Trabzon&#8217;daki yerel teslimiyetçi  işbirlikçilerine, -talihsiz şekilde kulüp yöneticisi olsalar dahi-  kesinlikle prim verilmemelidir.</p>
<p>23 Mayıs sabahından itibaren en geç 1 hafta içinde iç transfer sorunları  kesinlikle çözülmeli ya da netleştirilmelidir. Sonrasında kamp öncesine  kadar tüm dış transferler de bitirilmiş olmalıdır.</p>
<p>1) Yeni dönemde Şenol Güneş tüm  transfer operasyonlarında tek yetkili olacak şekilde daha üst seviyede  yeniden konumlandırılmalı ve kulübeden çıkmalıdır. Kulübe Ünal Karaman&#8217;a  ya da eğer realize edilebilirse Ünal-Şota ikilisine emanet edilmelidir.</p>
<p>2) Bu süreçte en kritik olan,  Selçuk&#8217;un ne pahasına olursa olsun kesinlikle Istanbul takımlarına  kaptırılmamasıdır. &#8220;Takım içi dengeler&#8221; klişesi kesinlikle artık  aşılmalı, gerekirse takım içinde Selçuk eksenli yeni bir ücret dengeleri sistemi  oluşturulmalıdır.</p>
<p>3) Jaja başta olmak üzere,  elimizdeki yarı profesyonel Güney Amerikalıların tamamı derhal elden  çıkartılmalı, yerlerine profesyonelliği gerçek anlamda özümsemiş, çok  yönlü ve Avrupa arenasındaki maçları kaldırabilecek kalitede oyuncular, ön  eleme maçlarından önce kesinlikle alınmalıdır.</p>
<p>4) Umut da uygun şekilde, bonservis zararı olmayacak biçimde elden çıkarılmalıdır. Yerine ceza sahası içinde topu önüne indirebilen, son vuruşlarda soğukkanlı, kaliteli bir santrafor alınmalıdır.</p>
<p>5) Kamp programı ve hazırlık  maçları titizlikle belirlenmeli, bu süreçte yapılacak hataların bir  sezon boyunca telafisinin mümkün olmadığı unutulmamalıdır. Kampa geç  katılan oyunculara kesinlikle müsamaha gösterilmemeli, bu gibi  durumlarda derhal kadro dışı bırakılacakları, tatil öncesinde tüm  futbolculara deklare edilmelidir.</p>
<p>Transferler ve kamp çalışmaları dışında, gelecek sezon için, malum  rakiplerimizin saha dışı manevra alanlarını da olabildiğinde daraltmak  için şimdiden rasyonel politikalar oluşturulmalı, gerekirse, bu amaçla  kulüp bünyesinde arka planda görev alacak profesyonel bir &#8220;Enformasyon  Birimi&#8221; kurulmalıdır. Aşağıdaki hususları gündeme getirmek için şimdiden  TFF nezdinde girişimlere başlanmalı ve bu  konularda kamuoyu oluşturma  çalışmaları yürütülmelidir.</p>
<p>1) Şubat 2011 tarihinde  Fenerbahçe kulübünün şikayeti üzerine faaliyetleri askıya alınan  Türkiye&#8217;nin tek doping kontrol merkezinin son durumu nedir? Süper lig  maçlarındaki doping kontrolleri hangi uluslararası kriterlere göre  gerçekleşmektedir? Bu doping testleri şu anda nerede yapılmaktadır,  gelecek sezon nerede yapılacaktır?</p>
<p>2) Lig bitiminden haftalar önce  özellikle küme düşme hattının netleşmesi, saha dışı entrikalarda  ihtisas sahibi kulüplerin elini güçlendirmektedir. Bu durumun önüne  geçmek için; küme düşecek ya da  lige yükselecek üçüncü takım, dörtlü  bir grubun 1.ligdeki mevcut playoff grubu ile 8&#8242;li karma haline  getirilmesiyle oluşacak grup maçlarıyla belirlenmelidir.  Bu olmuyor  ise, Süper ligdeki takım sayısı kısa sürede 18&#8242;den 16&#8242;ya indirilmelidir.</p>
<p>3) Yayıncı kuruluşun beraberlik  halinde yaptığı ödemeler iptal edilmeli, ilgili yayın hakkı payı sadece  galip gelen ve 3 puan alan takımlara ödenmelidir. Acil olarak bu konuda  yeni düzenlemeler yapılmalıdır. Sadece bu yönde bir değişiklik bile,  teşvik ve benzeri etik dışı entrikalar önünde en önemli engel olacaktır.</p>
<p>Tüm bunların dışında, yönetim kurulundan bir Basın Sözcüsü atanmalı,  başkan dahil her durumda gerekli tüm sözlü açıklama ve beyanatlar bu  basın sözcüsü tarafından yerine getirilmelidir. Özellikle, &#8220;bariz okur yazarlık eksikliği&#8221; ve &#8220;yapılan hamlenin iki adım ötesini, hatta bumerang etkisini görememe&#8221; gibi problemleri olan &#8220;Hasan Yener&#8221; tarzındaki yöneticilerin konuşması, hangi koşulda olursa olsun kesinlikle engellenmelidir.</p>
<p>Yarın, 3. bölümde de Trabzonspor&#8217;un geleceği ile ilgili muhtemel  risklere ve tehlikelere, önümüzdeki yıllara yönelik, atılması gereken  uzun vadeli stratejik adımlara değineceğim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaybedilen Şampiyonluğun Ardından.. (1)</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-1</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-1#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 May 2011 10:45:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Zehiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Sadri Şener]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet ZEHİROĞLU &#8220;Hırsızın hiç mi suçu yok?&#8221; tartışmasına girmeyeceğim. Bu yazıda, senelerdir kapımıza bacamıza dadanmış olan bir hırsıza tekrar tekrar davetiye çıkaran, kapıları, pencereleri aralık bırakan -ve maalesef 35 senedir iflah olmayan- idari zaaflarımızı, beceriksizliklerimizi ortaya koyacağım sadece. Zira, bir bölge halkının ve hatta ötesinde, devasa bir diasporanın temsiliyetini sırtlayan bir kulübü, 21. yüzyılda hala <a href="http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-1"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2011/05/Match-fixing.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-217" title="Match-fixing" src="http://trabzonsport.com/wp/wp-content/uploads/2011/05/Match-fixing-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Ahmet ZEHİROĞLU</span></strong><strong> </strong></p>
<p>&#8220;Hırsızın hiç mi suçu yok?&#8221; tartışmasına girmeyeceğim.</p>
<p>Bu yazıda, senelerdir kapımıza bacamıza dadanmış olan bir hırsıza tekrar  tekrar davetiye çıkaran, kapıları, pencereleri aralık bırakan -ve  maalesef 35 senedir iflah olmayan- idari zaaflarımızı,  beceriksizliklerimizi ortaya koyacağım sadece.<span id="more-145"></span></p>
<p>Zira, bir bölge halkının ve hatta ötesinde, devasa bir diasporanın  temsiliyetini sırtlayan bir kulübü, 21. yüzyılda hala yeni yetme kasaba takımı formatında idare etmeye çalışan yönetici zihniyetin  ciddi olarak masaya yatırılması gerekiyor artık. Özellikle üzerinde  değerlendirme yapılması gereken; -bir takım kişiler ya da isimler değil-  basiretsiz ve vizyonsuz yönetim zihniyetinin kendisi olmalı.  Çünkü,  kişiler değişse de, bu köhne zihniyet değişmiyor, gelişmiyor.</p>
<p>Öncelikle, İstanbul yerel medyasının zihnimize pompaladığı  maniplasyonlardan, yanılsamalardan sıyrılmamız, sağlıklı  değerlendirmeler, doğru tespitler yapmamız, doğru dersler çıkartmamız  gerekiyor.</p>
<p>Hayır.  Bu sezon şampiyonluğu kaybettiğimiz maç, Karabük ya da Eskişehir  deplasmanları değildir. Hatta 2-0 yenildiğimiz Fenerbahçe deplasmanı da  değildir. Kaybettiğimiz an, kendi evimizde Ankaragücü ile 1-1 berabere  kaldığımız maçtır.</p>
<p>O skorun, aleyhimize gelişecek ne tür zincirleme reaksiyonları  tetikleyeceğini ve şampiyonluğu neden o maçta kaybettiğimizi, maçın  hemen ardından yazmıştım. Tekrar etmeyeceğim.</p>
<p>Peki, ne oldu da, 2. devrenin başında, zincirleme bir tökezleme yaşadık?<br />
Kader mi kısmet mi? Tabii ki değil..</p>
<p>O halde, şu aşağıdaki cevapsız soruların en az biri ile ilgili olabilir mi bu süreç?</p>
<p>1) Devre arasında bir takım  transfer görüşmeleri ve transfer seyahatleri nedeniyle anlaşmazlık  yaşayan, küsen, aralarına soğukluk giren Şenol Güneş ve Ünal Karaman  ikilisi, puanlar kaybettiğimiz ilk haftalar boyunca, kulübede de  diyaloğu kesmişler ve bu süre boyunca Ünal hoca kendini pasifize  etmiştir. Bu sürece, -tüm diğer artılarına karşı- kulübeden oyunu  okuyabilme konusunda nispeten zayıf olan Şenol Güneş&#8217;in bireysel  hataları damgasını vurmuştur doğal bir sonuç olarak. Peki bu krize neden  zamanında bir yönetim müdahalesi olmamıştır? Ne beklenmiştir?</p>
<p>2) Ankaragücü maçında bizi 2  puandan eden golün kiralık oyuncumuz Gabriç&#8217;ten geldiğini dikkate  alırsak; Türkiye&#8217;deki malum rakiplerimiz, lig içinde oyuncu  kiraladıklarında kendilerine karşı oynamama kuralını işletilirken, bizim  aynı durumdaki aciz pozisyonumuz ne tür bir idari ihmalden ya  ahmaklıktan kaynaklanmaktadır?.</p>
<p>3) Kongre öncesinde, kongrenin  hemen ardından imza attırılacağı sözü verilen Selçuk ile ilgili sorun  neden devre arasında çözüme bağlanmamıştır? Bu önemli seçim vaadi neden  yerine getirilmemiş ve ikinci yarı boyunca, Istanbul yerel medyasına  farz olan provakatif transfer dedikodularına zemin hazırlanmıştır?..</p>
<p>4) Jaja&#8217;nın örgütlemesi altında,  devre arası kampına geç katılan ve bu nedenle form tutmaları dört beş  hafta geciken, çakma profesyonel Latin Amerikalı oyuncularımızın, bu  konuda hiç bir ciddi ve bağlayıcı yaptırım içermediği anlaşılan  Nasreddin hoca türbesi benzeri uyduruk sözleşmelerini hangi hukuk  sorumlumuz hazırlamıştır?</p>
<p>Saha içi ya da saha dışı tüm diğer faktörlerin dışında kalan, ancak  bugünkü başarısızlıkta direkt etken olan idari zaafların sorumluluğunu  üstlenmesi gereken, müdahil olması, çözüm üretmesi gereken makam,  şüphesiz ki, yönetim kurulu ve başkanlık makamıdır.</p>
<p>Özellikle de Trabzonspor kulübü başkanlık makamı, Istanbul yerel  medyasının &#8220;çakma oryantalist&#8221; ağzıyla Trabzon kentinin ve diasporasının  gücünü küçümseme ve kentin kısıtlı imkanlarını, kendi beceriksizliklerine  mazeret olarak öne sürme  papağanlığı makamı değildir. Çözüm üretme  makamıdır.</p>
<p>Trabzonspor kulübü başkanlık makamı ; böylesine ciddi bir kriz  sürecinde, kameralara şaklabanlık yapıp vakit geçirme, lüzumsuz ve  tutarsız boşboğazlıklarla kulübü küçük düşürme, zor durumda bırakma  makamı da değildir. Trabzonspor kurumsal kimliğinin ve tarihsel  misyonunun gerektirdiği vakarı ve ciddiyeti temsil etmelidir o makam,  her durumda ve her koşulda..</p>
<p>Yarın, 2. bölümde de hafta başından itibaren atılması gereken acil  adımlara, önümüzdeki sezon için yapılması gereken kısa vadeli stratejik  hamlelere değineceğim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/kaybedilen-sampiyonlugun-ardindan-1/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haramilerin saltanatını yıkacağız !</title>
		<link>http://trabzonsport.com/wp/haramilerin-saltanatini-yikacagiz</link>
		<comments>http://trabzonsport.com/wp/haramilerin-saltanatini-yikacagiz#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Feb 2011 15:01:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet Zehiroğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://trabzonsport.com/wp/?p=100</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet ZEHİROĞLU - 2010–2011 sezonunun ikinci bölümüne girerken, Trabzonspor cephesinde değişen fazla bir şey yok. Her sezon olduğu gibi bu sezon da, geleneksel rakiplerinden henüz mücadeleden kopmamış bir ikisi ile, yani İstanbul’un -saray artığı- kulüpleri ile saha içinde ve saha dışında mücadele edecek. Son 35 yılda futbol arenasında süregelen, ama gerçekte tarihi kökleri en az 2.000 yıl <a href="http://trabzonsport.com/wp/haramilerin-saltanatini-yikacagiz"><b>...Devamını oku</b></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><em><strong><img class="alignleft" src="http://donquijote.cc/sitebuildercontent/sitebuilderpictures/DQWindmill.gif" alt="" width="169" height="144" /></strong><strong><span style="text-decoration: underline;">Ahmet ZEHİROĞLU</span></strong></em><strong><span style="text-decoration: underline;"> -</span></strong> 2010–2011 sezonunun ikinci bölümüne girerken, Trabzonspor cephesinde değişen fazla bir şey yok. Her sezon olduğu gibi bu sezon da, geleneksel rakiplerinden henüz mücadeleden kopmamış bir ikisi ile, yani İstanbul’un -saray artığı- kulüpleri ile saha içinde ve saha dışında mücadele edecek.</span></p>
<p>Son 35 yılda futbol arenasında süregelen, ama gerçekte tarihi kökleri en az 2.000 yıl ötesine dayanan bu kentler arası ezeli mücadele, her iki tarafın da bilinçaltına ve belki de genetiğine işlemiş bir rekabet içgüdüsü tarafından tetikleniyor&#8230;<span id="more-100"></span></p>
<p>Bu mücadelenin son 30 yıllık dilimi ise, adeta bir Türkiye tarihidir. Özellikle, Türkiye’de 12 Eylül sonrası, bu rekabete zemin oluşturan Türkiye liglerinde değişen dengeler, aynı süreçte toplumda ve siyasette değişen dengelerle çarpıcı şekilde paralellik gösterir. 12 Eylül’le birlikte, 70’li yılların görece demokratik fırsat eşitliği açılımları, hem halk için, hem de Trabzonspor için sona ermiştir artık. Kenan Paşa, Trabzonspor’a son kupasını elleriyle takdim ederken, TRT mikrofonlarına da yansıyan şu şözler dökülmüştü ağzından; “Kupaları hep siz alacak değilsiniz ya, bırakın biraz da başkaları alsın!..”<br />
Bu yorum TRT ekranlarına, spikeri de gülümseten hoş bir espri olarak yansır. Oysa benzer bir yorum, bir MİT raporunda da farklı bir şekilde vurgulanmaktadır aynı dönemde. Memleketin tüm gayrimeşru işlerinin, tüm mafya rantının neredeyse tamamen Karadenizlilerin eline geçtiğini, bölgeciliğin alıp yürüdüğünü, satır aralarında kırmızı alarm olarak gerekli makamlara iletmektedir bu meşhur MiT raporu. Neredeyse bütün kötü adamların isminin önüne, “Karadenizli”, “Oflu”, “Trabzonlu” gibi sıfatlar iliştirmiştir, raporu kaleme alanlar. Yani tek bir “İstanbullu kötü adam” yoktur!.. Kenan Paşa, “…bırakın, biraz da&#8230; “ esprisini yaparken, aynı tarihlerde masasında bulunan o MİT raporu, ruh halini ne şekilde etkilemiştir bilinmez. Ama, işte tam da bu nedenlerle; ata yadigarı(!), devlet-i alinin ve cumhuriyetin(!) sembol takımları, işgal kuvvetleriyle maç yapan İstanbul’un kahraman(!) kadim kulüpleri ; şu “yeni yetme Trabzonspor’a” sadece saha içinde değil, saha dışında da diş geçiremiyorlardı. Hakemleri telefon tehditleriyle Trabzonspor aleyhine yönlendirebilmek de mümkün değildi o günlerde. Ne yazık ki, maç sahada oynanıp sahada bitmek zorundaydı.</p>
<p>Bu devran hızla dönüştürüldü. 1980–2000 yılları arasındaki bu 20 senelik dönüşüm süreci sadece Türkiye toplumunun değil, Türkiye futbolunun da ahlaki dejenerasyon sürecidir.</p>
<p>Bu süreçte, isyanın ve başkaldırının geleneksel adresi Karadeniz ve Trabzon kenti artık teslimiyetçiliğin, kaderciliğin, bağnazlığın, cehaletin, kokuşmuşluğun, şovenizmin başkenti oldu. Trabzonspor Taraftar kitlesi de bu dönüşümün dışında bırakılmadı kuşkusuz. Trabzonspor tribünleri de artık bu kitlelerden oluşuyor genelde. Bugün artık egemenlerin 1 yıldızlık rütbe ve 4. büyüklük payesiyle ödüllendirdikleri, kendi kokuşmuş sistemlerine entegre ettikleri bir Trabzonspor var.</p>
<p>Ama her şeye rağmen, hala nesli tükenmemiş, 70’li yılların o ruhunu hala temsil etmeye çalışan, küçük bir kesim de var. Onlar; sistemin kendilerine lütfettiği 4. büyüklük payesini reddediyorlar !&#8230;</p>
<p>Onlar; sözde ilerici, devrimci geçinen, ama diğer yandan da; Osmanlı sarayından Cumhuriyete intikal etmiş oligarşik unsurların ihya ettiği 3 İstanbul kulübünün, yani -gücün, paranın, ihtişamın- taraftarlığından vazgeçemeyen, kendi bireysel devrimlerini yapabilmekten bile aciz bir takım insanların, bu ülkenin geleceğine nasıl bir dönüşüm getirebilecekleri sorusunu, ironik bir tartışma konusu olmaktan öte, sadece trajik bir komedi olarak algılıyorlar. Dolayısıyla devrimciliği, kendi futbol <a href='https://www.365hinchable.es/a074004-venta-super-slip-on-colchon-inflable.html' style="color: black; text-decoration: none;">super slip on colchon inflable</a> taraftarlığı aidiyetleriyle ilişkilendirmeye çalışan 3 istanbul kulübünün &#8220;sözde devrimci&#8221; taraftarlarını ve taraftar gruplarını; sadece birer şarlatan olarak değerlendiriyorlar ve Türkiye futbolundaki tek devrimin Trabzonspor olduğunu söylüyorlar.</p>
<p>Onlar, bu uzlaşmasız tavır ve duruşlarıyla,, 30 sene önceki ağabeyleri, amcaları gibi, bugün de aynı inatla ve kararlılıkla haykırmaya devam ediyorlar : “HARAMİLERİN SALTANATINI YIKACAĞIZ!.. Bekle bizi İstanbul&#8230;”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://trabzonsport.com/wp/haramilerin-saltanatini-yikacagiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/


Served from: trabzonsport.com @ 2026-08-02 00:21:02 -->